TEREKENİN KORUNMASINA YÖNELİK ÖNLEMLER

Miras bırakanın tüm hak ve borçları ölüm anında mirasçılara geçse bile, mirasın fiilen de geçebilmesini sağlamak ve mirasın paylaşılması aşamasına kadar ortaya çıkabilecek tehlikelerden (sahte mirasçı ortaya çıkması, terekeden mal kaçırılması vs.) terekeyi korumak amacıyla birtakım önlemler alınabilmektedir. 4721 Sayılı Medeni Kanunu’nun 589 ve 598.maddeleri arasında Koruma Önlemleri başlığı altında Terekenin Korunma Önlemleri sayılmıştır.

Mirasın korunmasına yönelik, terekenin defterinin tutulması, terekenin mühürlenmesi, terekenin resmen yönetilmesi, ilan yoluyla bir yıllık bir başvurma çağrısında bulunulması, vasiyetnamenin sulh hakimine teslim edilmesi, tereke üzerindeki zilyetliğin geçici olarak yasal mirasçılara veya terekeyi yönetecek memura bırakılması, vasiyetnamenin sulh hakimi tarafından kimliği bilinip de çağırılan mirasçılar önünde  açılıp okunması, her bir mirasçıya vasiyetnamenin kendilerine ilgilendiren bölümlerinin resmi bir örneğinin verilmesi, vasiyetnamenin okunması sırasında hazır bulunmayan ilgililere tebliği vb. düzenlemeler mevcuttur.

Medeni Kanun 589.maddesine göre miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır. Sulh hakiminin takdirine göre, kanunda örnek olarak gösterilmiş olanlar dışında başka bir önlem de (paranın veya kıymetli evrakın depo edilmesi gibi) alınabilir.[1]

Yine aynı kanunun 589.maddesinin 4.fıkrasında, miras bırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine gecikmeksizin bildirir ve miras bırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine göndereceğine dair düzenleme mevcuttur.

Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hakimin resen karar verdiği hallerde ise Devlet tarafından karşılanır.

Tereke Değerlerinin Deftere Kaydedilmesi (Defter Tutma);

Medeni Kanun 590.maddesinde düzenlenen bu koruma önleminde, aşağıda sayılan sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde sulh hakimi terekenin defterinin tutulmasına karar vermektedir;

 1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse varsa

2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa

3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa

Bu sebeplerin gerçekleşmesi halinde, mirasın açıldığı andaki tüm mal, hak ve borçlar tereke işleriyle ilgilenen Sulh Mahkemesi tarafından deftere geçirilip terekeye dahil tüm unsurlar tespit edilecektir. Bu üç sebepten ilk ikisinde hakim resen, üçüncüsünde mirasçılardan birinin veya bir ilgilinin talebi üzerine harekete geçip terekeyi deftere geçirmesi gerekecektir.  Bu talep ile ilgili olarak hakimin yerindelik takdirinde bulunma hakkı yoktur, talebe uygun olarak defter tutma işlemine girişmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Defter tutmak geçici bir hukuki koruma yöntemi olup tek etkisi mirasın reddi süresinin başlangıç anını geciktirmekten ibarettir. Defter tutma için kanun kesin bir süre ön görmemiş olup, gecikmesizin tamamlanacağını hükme bağlamıştır.

Tereke Mallarının Mühürlenmesi;

Mühürleme tereke malları üzerinde fiili tasarruflara engel olmak amacıyla bu malların kapalı bir yere konularak kapağına ya da kapısına mühür basılmasını ifade etmektedir. Medenin Kanunun 591.maddesindeki, hükme göre, terekenin mühürlenmesinde yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler mühürlenir. Mühürlenmeyen mallar için ise uygun koruma önlemi alınmaktadır. Mühür altına alma işlemi yazımdan önce de yapılabilir. Tereke mühürlenirken miras bırakanla birlikte oturanların ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla tespit edilip güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır, taşınmazların onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri, mühürleme işleminin dışında tutulur. 591.maddenin 3.fıkrasındaki hükme göre, alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürleme, güvence altına alınan miktarla sınırlıdır. Alacaklıya güvence gösterildiği takdirde mühürleme yapılmaz, yapılmışsa kaldırılır.

Terekenin Resmen Yönetilmesi;

Medeni Kanun bazı hallerde Terekenin resmen yönetilmesini gerekli görmüştür. Aşağıdaki hallerde sulh hakimi kendiliğinden mirasın resmen yönetilmesine karar verir:

 1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,

2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,

3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,

4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse

Kanunda ön görülen bu sebeplerin varlığı halinde, tereke bu sebeplerin ortadan kalkmasına ya da paylaştırılmasına kadar terekenin resmen yönetilmesine karar veren sulh hakimi tarafından bizzat veya onun görevlendirdiği bir kişi tarafından yönetilir. Terekeyi yöneten sulh hakimi veya görevlendirdiği kişi özenle yönetmesi gerekmektedir. Medeni Kanunun 593.maddesinde bu hususa dair yapılması gereken işler belirtilmiştir.

 Medenin Kanunun 592.maddesinin göre, miras bırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış ise, önemli bir engel bulunmadıkça terekenin yönetimi bu kişiye verilir. Miras bırakan velayet veya vesayet altındaysa; veli veya vasi bir sakınca olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir. Tereke yöneticisi, görevine giren hususlarda miras ortaklığının temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan icra takiplerinde ortaklığı temsil eder ve gereken hâllerde ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir; davaları ve takipleri mirasçılara ihbar eder. Sulh hakimi, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimseye, istemi halinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine de karar verir. 

Mirasçıların Bilinmemesi Halinde Başvuru Çağrısı;

Medeni Kanun’un 594.maddesine göre mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hâkimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilân yapıp hak sahiplerini son ilândan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağırır. Bir yıllık başvuru çağrısı sonucunda tereke bilinen tüm mirasçılara teslim edilir. Bahse konu bir yıllık çağrı sonuçsuz kalır da kimse mirasçı sıfatıyla başvurmazsa tereke son yasal mirasçı sıfatıyla devlete teslim edilir. Eğer sonradan ortaya çıkacak mirasçı olursa istihkak davası hakkını sürelerine uyarak kullanabilir.

Vasiyetnamenin Teslim Edilmesi;

Medeni Kanunda vasiyetnamenin teslim edilmesi bir zorunluluk olarak hüküm altına alınmıştır. Miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslim edilmesi zorunludur. Vasiyetnamenin hükümsüz olması, iptalini gerektiren bir sakatlık gibi durumların olması bile teslim yükümlülüğü devam etmektedir.  Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli ya da miras bırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kişi, ölümü öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Kanunu zorunluluk olan bu yükümlülüğü yerine getirmezse doğacak zarardan sorumlu olacaktır.

Sulh hakimi, teslim edilen vasiyetnameyi derhal inceler, gerekli koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya resmen yönetilmesine karar verir.

Vasiyetnamenin Açılması ve İlgililere Bir Örneğinin Tebliği;

Vasiyetnamenin açılması, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde miras bırakanın yerleşim yeri sulh hakimi tarafından yerine getirilir ve ilgililere okunur. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılırlar. Miras bırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri olursa onlar için de aynı işlemler yapılır. Mirasta hak sahibi olanların her birine gideri terekeye ait olmak üzere, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneği hâkim tarafından tebliğ edilir.

Mirasçılık Belgesi Verilmesi;

Medenin Kanunun 598.maddesinde, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği hüküm altına alınmıştır. Yasal mirasçılık sıfatının belirlenmesinde nüfus kayıtlarına başvurulur. Mirasçılık belgesinde sadece bu belgeyi talep eden mirasçı değil, bütün mirasçılar gösterilmelidir.


[1] Rona Serozan,Baki İlkay Engin, Miras Hukuku ve Uygulama Çalışmaları, Seçkin Yay, Ank. 2009,s 480.