Karekodlu Çek

  1. ÇEK VE ÇEKİN ŞEKLİ ŞARTLARI
  1. GENEL OLARAK

Hukuki niteliği gereği bir ödeme aracı olan çek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 780 ila 823. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TTK’nın çeki düzenleyiş biçimi bonoya benzer şekilde olmuştur; çeklerle ilgili olarak bazı özel hükümler konulmuş ve geri kalan konular için poliçe hükümlerine atıf yapılmıştır.[1] Diğer kıymetli evrak türlerinin aksine çeke ilişkin olarak TTK’nın yanında, 5941 sayılı Çek Kanunu (ÇK) ve bu kanun uyarınca çıkarılan ikincil mevzuat da bulunmaktadır. TTK’da çek tanımlanmamış olup, yalnızca 780. maddede çekin içermesi gereken unsurlar sayılmıştır. TTK ile ÇK’nın beraber uygulanmasının bir sonucu olarak, aşağıda inceleneceği üzere çekin unsurlarının bir kısmı TTK’da, diğer kısmı da ÇK’da bulunmaktadır.

Çeke ilişkin öğretide çeşitli tanımlara rastlanmaktadır. Örneğin Domaniç çeki, “münhasıran bir bankaya hitaben yazılabilen, kanuni şekil şartlarına tabi, kıymetli evraktan madut ve sadece nakde taalluk edebilen hususi bir havale senedi”şeklinde tanımlamıştır.[2] Tekil’e göre çek, “bir çek anlaşmasına binaen bankada kendi emrine bulundurulması gerekli vadesiz hesaptan hamil yararına bir ödeme temini için banka üzerine keşide edilen kıymetli evrak”tır.[3] Öztan, “çekin belli şekil şartlarına tabi yazılı biçimde yapılan, mücerret ve kayıtsız şartsız bir ödeme emri niteliğini haiz olduğunu”belirtmektedir.[4] Son olarak, Can / Güner’e göre çek, “mahiyeti itibariyle borç ikrarı havi bir belge değil, havale misilli bir ödeme aracıdır”.[5]

TTK‘daki ilgili hükümler büyük oranda poliçe ile ilgili düzenlemelere yollamalarda bulunmakta ise de, poliçe bir kredi aracı iken çek nakit para yerine kullanılan bir ödeme aracıdır.[6] Aslında çek de poliçe gibi havale mahiyetindedir[7] ve poliçe gibi kanunen emre yazılı bir kambiyo senedidir. Benzer biçimde, poliçede olduğu gibi çekte de üçlü bir ilişki bulunmaktadır: Çeki düzenleyen kişiye “düzenleyen” (keşideci) denir. Çekin ilk alacaklısına “lehtar” adı verilmektedir. Lehtarın çek metni üzerinde yer alması çekin hamiline olup olmadığına bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Çeki düzenleyen kişi adına çek bedelini ödeyecek kişiye ise “muhatap”denir. Bu üçlü ilişkideki sistem poliçeyle benzerlik gösterse de, poliçeden farklı olarak çekte muhatap mutlaka bir banka olmak zorundadır (TTK m.782(1)).

Bir kişinin çek keşide edebilmesi için bir bankayla yapacağı “çek anlaşması” doğrultusunda açtıracağı çek hesabına binaen kendisine bir çek karnesinin verilmiş olması gerekmektedir. Çeki düzenleyen, hesabının bulunduğu banka üzerine çek keşide etmek suretiyle hamile ödeme yapılmasını sağlamaktadır. Banka ile keşideci arasında çek anlaşması nedeniyle hamilin çeki ibraz ederek karşılığının ödenmesini talep yetkisi bulunmaktadır.[8] Yapılan havaleye muhatap banka, düzenleyenin çek hesabından ve yine onun şahsında hukuki neticelerini yaratmak üzere ödemede bulunma yetkisini elde eder.[9] Bu nedenle çekte, muhatap ancak bir banka olabilir; bu kurala uyulmaksızın diğer bir gerçek veya tüzel kişi üzerine çekilen çek, yalnızca havale hükmünde sayılmıştır.[10]

Çekle ilgili hükümlerin yer aldığı TTK’da ve ÇK’da çekin şekil şartları detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Ancak her iki kanunda da bir çekin, çek vasfını taşıyabilmesi için gerekli olan şartları farklı şekilde düzenlenmiştir. Bir senede çek vasfı yüklenilebilmesi için senet metni üzerinde bulunması gereken unsurlar TTK’nın 780. maddesinde sayılmış, buna ek olarak TTK’nın 781. maddesinde söz konusu unsurlardan bazıları açısından alternatif olabilecek bir düzenlemeye gidilmiştir.[11] Bu düzenleme ışığında bir çekin TTK’nın 780. maddesinde sayılan unsurları içermemesi halinde o çek, 781. maddedeki alternatif koşullar yerine getirilmediği takdirde, geçersiz olacaktır. Karekodun da bir parçasını oluşturduğu çekin şekli şartları aşağıda incelenmektedir.

  • ÇEKİN ŞEKLİ ŞARTLARI
  • Asli Unsurlar
  • “Çek” Kelimesi

TTK’nın 780. maddesinde çekin unsurları düzenlenmiştir. Bir senedin çek vasfında sayılabilmesi için ilk unsur senet metninin “çek” kelimesini içermesidir. Çek kelimesini içermeyen senetler TTK’nın 781(1) maddesi hükmü uyarınca çek niteliğinde değildir. Bu tür senetler TTK’nın 826. maddesinin çeklere atıf yapmaması sebebiyle emre yazılı havale de değil, ancak adi havale hükmündedir.[12] Bununla birlikte, Senet Türkçeden başka bir dilde basılmışsa, o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi ihtiva etmesi gerekmektedir. Örneğin çek metninde İngilizce “cheque” veya “check” ya da Almanca “Scheck” yazılmış olması, TTK uyarınca ilgili senedin bu koşulu yerine getirmesi açısından yeterli olacaktır.

  • Kayıtsız ve Şartsız Belirli Bir Bedelin Ödenmesi İçin Havale

Çekin, belirli bir bedelin (meblağın) kayıtsız koşulsuz havalesini içermesi zorunludur. Bu nedenle, öncelikle ortada bir havale işlemi olmalıdır. “Ödeyiniz” veya benzeri sözcüklerle ifade edilen havale işleminin yazılı olması gerekmektedir.[13] Çekin ödenmesinin herhangi bir sebebe bağlanması, senedin geçersizliği sonucunu doğurabilecektir.[14] Aynı şekilde, çeke temel borç ilişkisini yazılması da çekin geçersizliğine yol açabilir.[15] Ayrıca çek düzenlenmesi suretiyle havale edilen bedelin de senedin üzerinde yer alması ve “belirli” olması zorunlu olup, belirlenebilir olması yeterli değildir.[16] Para dışında misli bir eşyanın teslimi çek ile olmaz.[17] Söz edilen havale para dışında başka bir ekonomik değer ise, bu takdirde çek değil, adi havale söz konusu olacaktır.[18]

TTK’nın 802. maddesi uyarınca bedel Türk Lirası (TL) olabileceği gibi, açıkça belirtilmesi kaydı ile yabancı para cinsinden (döviz) de gösterilebilir. Aynen ödeme (efektif) kaydı bulunmadığı sürece, ibraz günündeki rayice göre çek o memleket parası ile ödenebilir, ancak çekin ibrazına rağmen ödenmediği takdirde hamil çekin karşılığını isterse ibraz günündeki rayice, isterse ödeme günündeki rayice göre ödenmesini talep edebilir.[19] Havale edilen paranın belli bir meblağ olarak belirtilmesi mecburiyeti, çeke “faiz şartı”[20] ve “cezai şart”[21] (ceza koşulu) konulmasına imkan tanımamaktadır. Çeke faiz şartı veya cezai şart konulması çekin geçerliliği etkilemez, ancak söz konusu kayıtlar yazılmamış sayılır.

Kayıtsız ve şartsız ödenmesi gereken bedelin yazı veya rakamla gösterilmiş olması yeterlidir. Bedel hem yazı, hem de rakamla gösterilmişse ve yazı ile rakam arasında bir tutarsızlık (fark) söz konusuysa, TTK’nın 676(1). maddesi uyarınca yazı ile gösterilen bedel  geçerli olacaktır. Buna ek olarak, çek bedeli yalnızca yazıyla veya yalnızca rakamla gösterilmişse ve senet metninden bunlara ilişkin bir tutarsızlık söz konusuysa, TTK’nın 676(2) maddesi uyarınca en az olan bedel geçerli sayılacaktır. Ancak, çeki borçlu, yani düzenleyen yazmış ve çek onun tarafından tahrif edilmiş ise, bu takdirde keşidecinin yazmış olduğu en yüksek bedele itibar edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.[22]

  • Muhatabın Ticaret Unvanı

Bir senedin çek sayılabilmesi için üçüncü asli unsur, çeki ödeyecek kişinin (muhatabın) ticaret unvanının yazılmış olmasıdır.[23] TTK’nın 782(1). maddesi uyarınca Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap olarak yalnızca bir banka gösterilebilir. Muhatap banka, çekle işleyen hesabın açıldığı bankayı ifade eder.[24] TTK’nın 815. maddesinde “bu Kısımda geçen bankadan amaç, Bankacılık Kanununa tabi olan kuruluşlardır. Ancak, ödeme yeri Türkiye dışında olan çekler hakkında ‘banka’ teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir” denilmek suretiyle, banka koşulunun yerine getirilmesine ilişkin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndaki esaslara gönderme yapılmıştır.

Bankacılık Kanunu’nun “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde banka teriminin, “mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları”nı ifade ettiği belirtilmiştir. Banka dışındaki kurum veya kişilerin pasif çek ehliyeti açısından çekte muhatap olarak gösterilmesi mümkün olmayıp, aksi takdirde çek geçersiz olacaktır.[25]Senet üçüncü bir kişi tarafından ödenmek üzere tanzim edilmiş olsa bile ödeyecek kişinin yine banka olması zorunludur.[26] Bankanın dışında bir kişi veya kuruluş üzerine çekilmiş çek, havale hükmünde olup TTK’ya değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) havaleye ilişkin hükümlerine tabi olacaktır.[27] Posta çekleri ve seyahat çekleri TTK’da bağlamında çek vasfına sahip değildir.[28]

  • Ödeme Yeri

TTK m.780(1)(d) uyarınca esasen çekte ödeme yerinin gösterilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, TTK m.781(2) hükmü sonucu çekte ödeme yeri gösterilmemişse, muhatabın ticaret unvanının yanında gösterilen yer, ödeme yeri sayılacaktır.  Bu bağlamda birden fazla yer gösterilmişse, çek ilk gösterilen yerde ödenecektir. Kanun koyucu ödeme yerinin açıkça senet metninde gösterilmemesi ve muhatabın ticaret unvanının yanında da ödeme yerini belirlemeye yarayacak bir kaydın yer almaması olasılığını da düşünmüş ve böyle bir durumda çekin muhatap bankanın (genel) merkezinin bulunduğu yerde ödeneceğini hükme bağlayarak, bir bakıma ödeme yerini senet metninde ayrıca gösterilmesi zorunlu bir unsur olmaktan çıkarmıştır.[29]

Çeki muhatap ödeyecekse, muhatap bir banka olacağından ödeme yeri de haliyle bir banka şubesi olacaktır. ÇK uyarınca çek metni üzerinde düzenleyene ait çek hesabının bulunduğu banka şubesinin isminin yer alması zorunludur (ÇK m.2(7)(b)). Ayrıca TTK’nın 781(2). maddesi uyarınca çekte herhangi bir banka şubesi ismi veya adresi gösterilmemişse, çek bankanın genel merkezinin bulunduğu yerde ödenecektir. Uygulamada ayrıca bir ödeme yeri yazılmamakta, bu bağlamda ödeme yeri olarak çek üzerinde yazan banka şubesi belirleyici olmaktadır. Çekin, muhatap bankanın herhangi bir yerdeki, herhangi bir şubesine, hatta muhatap banka dışında başka bir bankaya da ibraz mümkündür. Ödeme yeri, çekin ödenmesi için kanunda öngörülen ibraz sürelerinin hesaplanması bakımından önem taşımaktadır.

  • Düzenleme Tarihi

Çekte düzenleme tarihinin bulunması esaslı ve zorunlu bir şarttır (TTK m.780(1)(e)). Düzenleme tarihine ilişkin olarak TTK’nın 781. maddesinde alternatif bir unsur da öngörülmemiştir. Düzenleme tarihi kural olarak takvim günü olarak belirlenir.[30] Çekte düzenleme tarihi gün, ay, yıl şeklinde tam olarak gösterilmelidir. Bunlardan birinin eksik olması halinde çekin geçersiz olma riski doğacaktır. Senet metninde birden fazla ve birbirinden farklı tarihlerin bulunması halinde ise senet çek olma vasfını kaybeder.[31] Öğretideki yaygın görüşe göre çeke, 30.02.2012 veya 31.04.2011 gibi takvimde bulunmayan, olanaksız bir tarihin yazılması halinde söz konusu ayların son günü düzenleme tarihi olarak kabul edilerek çek geçerli sayılmaktadır.[32] Nitekim Yargıtay’ın da bu yönde kararları mevcuttur.[33]

Düzenleme tarihine ilişkin önemli bir husus da ileri tarihli çeklerdir. Öncelikle çekte vade yoktur; çek görüldüğünde ödenir. Çekte vade olmasa da düzenleme tarihi olarak çeke ileri bir tarih yazılmış olması halinde fiilen bir vade yaratılmaktadır. TTK’nın 795(2). maddesinde konuyla ilgili şu hükme yer vermektedir: “Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.” Kanun maddesi kanun koyucunun çeke düzenlendiği tarihten başka bir tarih atılması olasılığını öngörmüş olup, böyle bir durumda çekin yine de geçerli olduğunu kabul etmiş ve çek hangi gün ibraz edilirse bankanın ibraz gününde çeki ödemesi gerektiğini açık bir şekilde belirtmiştir.[34]

Ayrıca çeke düzenleme tarihi olarak ileri bir tarih yazılması ÇK’da da düzenlenmiştir. ÇK’nın 3(8). maddesi uyarınca “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının… kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu çekle ilgili olarak hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli çekle ilgili olarak hukukî takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.” Yine ÇK’nın geçici 3(5). maddesinde de önemli bir hüküm bulunmaktadır. Buna göre: “31/12/2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

ÇK’daki bu maddeler birlikte yorumlandığında kanun koyucu ileri tarihli çeklerin, düzenleme tarihinden önceki bir tarihte bankaya ibrazını yasaklamıştır. Halbuki TTK’da tam tersi bir durum söz konusu olup, ileri tarihli çek düzenlenmesinin ilgili çekin bankaya ibrazını ertelememesi esası benimsenmiştir. ÇK’daki geçici madde sonucu çek hamilleri, çeki bankaya en erken düzenleme tarihinde ibraz edebilecek olup, bu bağlamda çek metni üzerinde yazan ileri tarih gerçeği yansıtmasa bile hukuken düzenleme tarihi olarak kabul görecektir. Çekin ileri tarihten önce ibrazı mümkün değildir ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Belirtmek gerekir ki ÇK’daki bu düzenleme özel ve geçici bir düzenlemedir. Yenilenmediği takdirde de 01.01.2021 tarihinden itibaren erken bir tarihte de çeklerin bankalara ibrazı mümkün hale gelecektir.

  • Düzenleme Yeri

TTK’nın 780(1)(e) maddesi uyarınca düzenleme yerinin çekte gösterilmesi esasen yasal bir zorunluluktur. Bununla birlikte, düzenleme yerinin gösterilmemiş olması halinde 781. maddede alternatif bir unsur öngörülmüştür: düzenleme yeri gösterilmemiş olan çekler, düzenleyenin adı soyadının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır (TTK m.781(3)). Bu alternatiflerden ikisinin de mevcut olmaması halinde senette çek vasfı söz konusu olamaz. Öğretide düzenlenme yerinin çekte alternatif zorunlu unsurlardan olduğu, çek metninde açıkça yazılmamış olsa dahi kanun koyucu bir alternatif öngördüğü, ancak bunun da olmaması halinde çekin geçersiz olacağı belirtilmiştir.[35] Başka bir deyişle, kanun koyucu düzenleme yeri bakımından sıkı ve katı biçimsellik yerine, seçimlik bir yasal unsur kabul etmiştir.[36]

Düzenleme yeri olarak il yerine ilçe, köy ve benzeri yerler yazılabileceği ileri sürülmektedir. Ancak kasabaların ve köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılması ile birlikte bu görüş geçerliliğini yitirmiştir. Diğer bir görüşe göre de idari birim olmayan yerlerin, düzenleme yeri olarak kabulünün mümkün olmadığı yönündedir.[37] Ülkemizin idari örgütlenmesi sonucu Yargıtay’ın da düzenleme yerinin idari bir birim olmasını aradığı görülmektedir.[38] Düzenleme tarihi gibi düzenleme yeri de çekin ibrazı açısından önemlidir. Zira düzenleme yeri ile ödeme yerinin aynı ya da farklı illerde olması halinde ibraz süreleri değişmektedir. Düzenleme yeri, ibraz sürelerinin yanı sıra muhtemel icra takiplerinde ve davalarda yetki makam ve mahkeme açısından da önem taşımaktadır.

Düzenleme yerinin kısaltılarak yazılmasının çekin geçerliliğine etkisi de diğer bir tartışma konusudur. Nitekim Yargıtay bir kararında “…okunduğunda hiçbir duraksama olmadan anlamları belirlenebilen kısaltmaların düzenleme (keşide) yeri olarak yazılabileceğine, çeki sadece bu kısaltma nedeniyle geçersiz hale getirmeyeceğine; keşidecinin irade beyanı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmuş olduğundan çekin, çek olma niteliğini koruyacağına”dikkat çekmiştir.[39] Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu (YİBBGK) çeklerde keşide yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile kısaltılmış olarak yazılması halinde sadece bu nedenle çekin geçersiz sayılamayacağı doğrultusunda karşı oylar mevcut olmakla birlikte içtihatların birleştirilmesine karar vermiştir.[40]

  • Düzenleyenin İmzası

Çeki düzenleyen kimsenin imzasının çekte yer alması gerekmektedir (m.780(1)(f)). Düzenleyenin el yazısı dışında parmak izini, tasdik edilmiş bir işaret ya da mührünü yahut mekanik veya dijital vasıtalarla atılmış bir imzasını, işaretini içeren senetlerin çek vasfını kazanması mümkün değildir (TTK m.756(2)).[41] Düzenleyenin imzası, gerçek kişinin kendi imzasını yansıtmalıdır; temsilci aracılığıyla çekdüzenlemesi mümkün değildir. Zira ÇK m.5(3) uyarınca “Çek hesabı sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez”. Ancak kanun koyucu, temsilci aracılığıile çek düzenlenmesini yasaklamasına rağmen bunun yaptırımını geçersizlik olarak öngörmemiştir. Bu durumda, çekten dolayı hukuki sorumluluk ve idari yaptırım, hesap sahibine bırakılmıştır.[42]

Tüzel kişilerde temsile yetkili olan kişilerin temsil yetkilerinin kaldırıldığı ya da istifa ettikleri hususu ticaret siciline tescil edilmedikçe, bu kişilerin düzenleyecekleri çekler iyiniyetli üçüncü kişiler yönünden şirkete karşı geçerlidir.[43] Tescil iyiniyeti ortadan kaldıracağından sicile tescil ve ilan söz konusu ise çekler şirketi değil, imzalayanları bağlamaktadır. Buna karşılık, çekin üzerinde düzenleyene izafe edilebilecek ve el ile atılmış bir imza bulunmak kaydıyla imzanın gerçekte düzenleyen ya da temsilcisine ait olmaması TTK’nın 677. maddesinde düzenlenmiş olan “imzaların bağımsızlığı ilkesi” uyarınca, çekin geçerliliğine ve çek üzerinde aval veren, ciranta gibi imzası bulunan diğer kişilerin sorumluluğuna engel oluşturmayacaktır.[44]

  • Banka Tarafından Verilen Seri Numarası ve Karekod

6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un[45] (6728 sayılı Kanun) 70. maddesi ile TTK’nın 780. maddesine çekin zorunlu unsuru olarak, banka tarafından verilen seri numarası ((g) bendi) ve karekod ((h) bendi) eklenmiştir. Bu değişikliğin ardından bankaların bastıracakları çeklerde seri numarası ve karekodun da yer alması gerekmektedir. TTK’da yer alan açık düzenleme karşısında, “karekod” ve “banka tarafından verilen seri numarası” unsurlarını içermeyen bastırılmış matbu çek yaprakları kullanılmadan düzenlenen senet, artık çek olarak nitelendirilemeyecektir.[46] Yani çek yaprağında karekodun yer almaması halinde çek geçersiz sayılacaktır.[47] Çeklerde karekod aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacağından burada daha fazla açıklamaya yer verilmemiştir.

  • İhtiyari Unsurlar

TTK’nın 780. maddesinde sayılan ve yukarıda incelenen unsurlar çekinolmazsa olmaz, mutlak,yanizorunlu unsurlarıdır (TTK m.781(1)). Bu unsurlardanbirini taşımayan senet, çek olarak kabuledilememekte, Yargıtay kararlarına göre “adi havale” veya “yazılı delil başlangıcı” olarak nitelendirilmektedir.[48] TTK’da düzenlenmiş olan zorunlu unsurlar dışında çeke yazıldığında çekin geçerliliğini etkilemeyen, tamamen ihtiyari olan unsurlar da bulunmaktadır. Bununla birlikte, bankalar tarafından müşterilerine verilen basılı çek defterleri kullanıldığından, çeke yazılabilecek kayıtlara çek yapraklarının bu kayıtlara imkan verdiği oranda başvurulmakta ve bu nedenle özellikle çekin türüne ve avale ilişkin olanlar dışında çeke yazılabilecek kayıtlara nadiren rastlanmaktadır.[49]

İnceleme konusu yapılan ihtiyari kayıtlardan bir kısmı TTK’da açıkça öngörülmüş, bir kısmı ise kanunda zikredilmiş olmamakla birlikte uygulamadaki ihtiyaçlara paralel bir şekilde geliştirilmiş ve çekin mahiyetiyle bağdaştığı ölçüde de geçerli kabul edilmiştir.[50] Çeke yazılması mümkün ve geçerli ilaveler aşağıda incelenmiştir.

  1. Lehtar Tayinine İlişkin Kayıt ve Hamiline Kaydı (TTK m. 785)

Kambiyo senetleri arasında sadece çek hamiline düzenlenebilmektedir. Çek, hamiline de düzenlenebileceği için çekte lehtar olarak bir ad soyad yazılması zorunlu değildir. Bu takdirde çekin hamili kim ise banka çeki o kişiye öder. Ancak düzenleyen isterse çekte lehtar gösterebilir.[51] Çekin nasıl hamiline yazılacağı TTK m.785(2)’de gösterilmiştir. Buna göre “Belirli bir kişi lehine ‘veya hamiline’ kelimelerinin veya buna benzer başka bir ibarenin eklenmesiyle düzenlenen çek, hamiline yazılı çek sayılır.” Yine TTK m.785(3) gereğince “Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek hükmündedir.” Şu halde çekin hamiline yazılması “…hamiline ödeyiniz” şeklinde olmaktadır.[52]

Uygulamada bir çekin hamiline yazılı olarak düzenlenmesi noktasında ÇK’nın 2(6). maddesinde bir esas benimsenmiştir. Bu çerçevede hamiline yazılı çekler için sadece bu türden çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği, ayrı bir çek hesabının açılması ve bu çekler için bastırılan ve üzerinde “hamiline” yazan çek defterlerinin kullanılması gerekmektedir. Yani bir çekin hamiline yazılı olabilmesi için hamiline yazılı bu tarz defterin yapraklarının kullanılması icap eder. Alternatif olarak, lehtar için ad soyad kısmında boşluk bulunan ve “hamiline” olmayan çek defterleri kullanılarak lehtarın ad soyadının ardından “veya hamiline” ibaresinin yazılması halinde de ilgili çek hamiline yazılı olacaktır.

Hamiline yazılı çekler yalnızca teslim suretiyle başkalarına devredilebilir. Buna rağmen, hamiline yazılı çekin ciro ile devredilmesi durumunda ciranta başvurusu borçlusu haline gelir, ancak bu durum çeki emre yazılı hale getirmez (TTK m.791). Hamiline yazılı çeklerde yetkili hamilin tespiti noktasında ciro zincirinin incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Uygulamada lehtarın çek üzerine ne bir gerçek kişiyi, ne de bir tüzel kişiyi ifade edecek biçimde, örneğin “Güneş Ticaret” gibi, yazılabildiği görülmektedir. Lehtarın asli unsur olmaması sonucu bu türden ibareler çekin geçerliliğini etkilemeyecek ve çek hamile yazılı çek sayılacaktır.[53] Yargıtay, çek metninde lehtar olarak bir işletme adının yer alması veya ticaret unvanının eksik olarak yazılması halinde ilgili çeki hamiline yazılı saymaktadır.[54]

  • Menfi Emre Kaydı (TTK m.788(2))

Poliçe ve bono gibi kanunen emre yazılı senetlerden sayıldığı için çek de senet metninde ayrıca “emre kaydı” bulunmasa bile, emre yazılı sayılır. Ancak çeke “emre yazılı değildir”, “emrühavalisine değildir”, “nama yazılıdır” gibi bir “menfi emre kaydı” konulduğu takdirde çek, nama yazılı hale gelecektir. Bununla birlikte, belirli bir kimsenin çeke adının yazılması gerekir.[55] Çekte lehtarın ad soyadı olmadığından, menfi emre kaydı konularak bir çek, nama yazılı hale dönüştürülemez.[56] Çekte belli bir kişinin adının yazılı olması ve menfi emre kaydının bulunması sonucu nama yazılı hale dönüşen çek, ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir (m.788(2)). Alacağın temlikinin en önemli sonucu, lehtara karşı temel borç ilişkisi nedeniyle ileri sürülebilecek kişisel def’ilerin ciranta ve iyiniyetli çek hamiline karşı da ileri sürebilmesidir.[57]

  • Aynen Ödeme (Efektif) Kaydı (TTK m.802(3))

Yukarıda incelendiği üzere çeklerde bedel, TL veya döviz üzerinden gösterilebilmektedir. TTK’nın 802. maddesinde Türk vatandaşları ya da yabancılar arasında döviz olarak gösterilen çeklerin ödenmesine ilişkin esaslar düzenlenmektedir.[58] TTK’nın 802(3). maddesi uyarınca bedeli yabancı ülke parası ile gösterilen çeklerde, düzenleyen ödemenin yabancı para cinsi ile yapılmasını da şart koşabilir. Buna “aynen ödeme” (efektif) kaydı ismi verilmektedir. Bu kaydın varlığı durumunda çek ibraz günündeki TL karşılığında değil, yalnızca senet metninde gösterilen yabancı para ile ödenecektir.[59] Borçlunun TL ile ödeme yapma teklifini alacaklı kabul etmek zorunda değildir. Borcun mutlaka yabancı para cinsinden ödenmesinin kararlaştırıldığı durumlarda “gerçek yabancı para borcu”ndan bahsedilmektedir.[60]

  • Aval Kaydı (TTK m.700 vd.)

Aval, çekin ödenmemesi ile ilgili olarak çek üzerine konulmasına kanunen izin verilen kayıtlardan olup, çekin ödenmesinden sorumlu olan kişiler yararına verilen teminata verilen isimdir.[61] TTK’nın 700. maddesi uyarınca poliçede (çekte) yazılı bedelin ödenmesi kısmen veya tamamen aval ile teminat altına alınabilir. Bu hüküm kapsamında aval veren de kambiyo taahhüdü altına girmekte ve çekin süresi içinde ibraz edilmesine rağmen karşılıksız çıkması nedeniyle ödenmemesinden sorumlu olmaktadır.[62] TTK’nın yapmış olduğu açık yollamalar nedeni ile avalin şekli (m.701) ve hükümlerine (m.702) ilişkin maddeler çekler için de aynen uygulanacaktır. Buna göre senedin ön yüzüne düzenleyenden başka bir kişinin imza atması halinde bu aval hükmündedir (m.701(3)).[63] Aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur (m.702(1)).[64]

  • Protestodan Muafiyet Kaydı (TTK m.722)

TTK’nın 818 (1)(j) maddesi uyarınca “protestosuz” kaydına dair 722. madde çeklere de uygulanmaktadır. TTK’nın 722. maddesinin kenar başlığı “protesto düzenlenmesi gerekmeyen haller” olarak belirlenmiş olup, öğretide “protestosuz”, “masrafsız”, “gidersiz iade” sözcükleri kullanılmaktadır.[65] 722. madde uyarınca çek metninde protestodan muafiyet kaydının bulunması durumunda, hamili başvurma hakkını kullanmak için kabul etmeme veya ödememe protestosu çekme yükümlülüğünden kurtarabilecektir. Protestodan muafiyet kaydı, çekin süresinde ibraz yükümlülüğünü kaldırmayacağı[66] gibi çeki düzenleyen tarafından yazılmış ise, çekten dolayı taahhüt altına girmiş olanların hepsine karşı hüküm ifade eder. Ciranta ya da aval veren tarafından yazıldığı takdirde ise söz konusu kaydın hükmü yalnızca onunla sınırlı kalır.[67]

  • Çekin Bir Bankaya Ödeneceği Kaydı ve Hesaben Ödeme (Mahsup) Kaydı

Bir çekin hamili ya da düzenleyeni, çekin iç yüzüne birbirine paralel iki çizgi çekmek suretiyle senedi çizgili çek haline getirebilir. Böyle bir çekte, paralel çizgilerin arasına herhangi bir şey yazılmadığı ya da sadece “banka” kelimesi yazıldığı takdirde çek “umuma çizgili çek” adını alır. Çizgiler arasına belli bir bankanın adı yazıldığı takdirde “hususi çek” haline gelir.[68] Hususi çizgili çek muhatap banka tarafından ancak adı yazılı bankaya veya bu banka muhatap ise onun müşterisine ödenebilir. Şu kadar ki, adı gösterilen banka bedelin tahsili işini diğer bir bankaya bırakabilir.[69]

Bir çekin keşidecisi ya da hamili çekin yüzünde enine doğru “Hesaba geçilecektir” kaydını veya buna benzer bir kaydı yazdığı takdirde çekin bankaca nakden ödenmesini yasaklayabilir. Bu durumda çek, muhatap banka tarafından takas, hesap nakli veya hesaba alacak kaydı yöntemlerinden biriyle “kayden” ödenir.[70] “Hesaba geçilecektir” kaydının çizilmesi hükümsüzdür ve bu hükme aykırı hareket eden muhatap banka çek bedelini aşmamak üzere doğacak zarardan sorumludur.[71]

  • Çeke Konulamayacak Kayıtlar
  • Çekin Geçerliliğini Etkilemeyen Yasak Kayıtlar

Çeke konulmasına izin verilmeyen “yasak” kayıtların büyük bir kısmı çekin geçerliliğini etkilememekte, sadece öngörülen bu kayıtlar yazılmamış sayılmakta, başka bir deyişle kaydın konulması ile amaçlanan sonucu doğurmamaktadır.[72] Çeke konulamayacak kayıt türleri aşağıda incelenmektedir.

  1. Kabul Kaydı (TTK m.784)

TTK’nın 784. maddesine göre “Çek hakkında kabul işlemi yapılamaz. Çek üzerine yazılmış bir kabul kaydı, yazılmamış sayılır.” Madde içeriğine göre TTK’nın 695 vd. maddelerinde benimsenen poliçedeki kabulün aksine, çekte kabul işlemi yasaklanmış bulunmaktadır.[73] Çeke böyle bir kayıt yazılmış ise çek hukuki geçerliliğini korur, ancak bu kayıt yazılmamış sayılır.[74] Çekin kambiyo senedi niteliğinde hiçbir değişiklik olmaz.[75] Çek, poliçe gibi mevcut bir havale olmasına karşın çekte kabul yasağının gerekçesi, kanun koyucunun kredi aracı olmayan çekin bankaca ödenme garantisi taşıdığı için para gibi tedavül edilmesini önlemek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) münhasıran banknot çıkarma yetkisini ihlal etmemek düşüncesidir.[76]

Çekte sadece tek bir vade vardır. O da çekin görüldüğünde ödenmesidir. Nitekim TTK’nın 795(1). maddesinde “çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir” denilmek suretiyle çeke vade konulamayacağı öngörülmüştür. Çek üzerine vade konulması senedin çek olma özelliğini etkilemez ve senette bir vadeye yer verilmiş olması hiçbir sonuç yaratmaz.[77] Ne var ki TTK’da benimsenen bu sistem ÇK ile büyük ölçüde değiştirilmiş ve kanun koyucu da “vadeli” (ileri düzenleme tarihli) çeklerin varlığını açıkça kabul etmiştir.[78] Çekte düzenleme tarihi yerine vade tarihi yazılmışsa, bu vade tarihi düzenleme tarihi yerine geçmez, ancak ileri tarihli düzenleme tarihinin atılması ÇK uyarınca geçerli olacaktır (ÇK m.3(8)).[79]

  • Faiz Kaydı (TTK m.786)

TTK’nın 786. maddesinde “Çekte öngörülen herhangi bir faiz şartı yazılmamış sayılır” denilmek suretiyle çeke faiz kaydı konulamayacağı açıkça öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, hamilin çeki derhal ödenmek üzere ibrazını sağlamasıdır.[80] Çek kredi aracı olmayıp bir ödeme aracı olduğundan ve borcu ödeme vaadi içermeyeceğinden, çekte sözleşmesel (akdi) faiz şartının yazılmaması olağandır.[81] Görüldüğünde ya da görüldükten belli bir süre sonra vadeli poliçelerde ve bonolarda faiz kaydına izin verilmesine rağmen, böyle bir kayda çeklerde yasak getirilmiştir.[82] TTK’nın 786. maddesi hükmündeki “herhangi bir faiz şartı”ibaresinin gecikme (temerrüt) faizini kapsamayacağı, dolayısıyla çekin karşılıksız kalması halinde uygulanacak gecikme faizi oranının yazılmasının çekin geçerliliğini etkilemeyeceği ileri sürülmektedir.[83]

  • Sorumsuzluk Kaydı (TTK m.818(1)(c))

TTK’nın 818(1)(c) maddesinin 679. maddeye yaptığı yollama nedeni ile senedin ödenmemesi halinde düzenleyenin sorumlu olmayacağına yönelik bir kaydın da çek üzerine konulamayacağı, böyle bir kaydın herhangi bir hüküm doğurmayacağı, çekin geçerliliğini de etkilemeyeceği söylenebilir.[84] Buna karşın, çekin süresinde ibrazına rağmen ödenmemesi halinde hamile karşı sorumlular zincirinde yer alan cirantaların çeke yazacakları “sorumlu olmayacaklarına ilişkin kayıt” hüküm ifade eder ve bu kaydı koyan ciranta çekin ödenmemesi halinde, çek sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kimselere karşı sorumlu olmaz (TTK m.685(2)). Cirantanın sorumsuzluk kaydı, çekin tekrar ciro edilmesini yasaklamak suretiyle yapılır ve bu da çekin niteliğini etkilemez.[85]

  • Çekin Geçerliliğini Etkileyen Yasak Kayıtlar

TTK sistemi içinde bazı kayıtların çeke geçerli bir biçimde ilave edilebileceği, diğerlerinin ise ilave edilirse geçersiz olacağı, yazılmamış sayılacağı kanunda açıkça belirtilmiştir.[86] Yukarıda sayılanlar dışında çeke konulacak bazı kayıtlar çekin çek olmasını engeller.[87] TTK’nın 780(1)(b). maddesi uyarınca çekteki belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin havalenin kayıtsız ve şartsız olması gerektiğinden, örneğin ödemeyi şarta veya asıl borç münasebetine bağlayan kayıtlar bulunduğu takdirde senet çek olma vasfını kaybeder.[88] Çekin üzerine bedelin ödenmesini şarta bağlayan “bedeli teminattır” gibi bir ifadenin yazılması çeki geçersiz kılacaktır.[89] Ayrıca çekte temel borç ilişkisine atıf yapan, bu ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydı ile çekin düzenlediğini belirten (örneğin bir malın teslimi, bir hizmetin ifası karşılığında verilmişse) kayıtlar ile çekin ödenmesi arasında ilişki kurulması da çeki geçersiz hale getirecektir.[90]

  • ÇK’DA ÖNGÖRÜLEN ŞEKLE İLİŞKİN UNSURLAR

Yukarıda ifade edildiği üzere çekin şekli şartları TTK’da düzenlendiği gibi ayrıca ÇK’da da düzenlenmiştir. ÇK’nın 2. maddesinde çekte yer alması gereken unsurlar ayrıca sayılmıştır. Bununla birlikte ÇK’nın 2(9). maddesindeki “Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez” hükmü gereği, ÇK’da sayılan unsurların çekin zorunlu unsurları olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de zorunlu unsurlar TTK’nın 780 vd. maddelerinde sayılmış olup, bunların dışında ÇK veya başka kanun hükmü ile ek birtakım zorunlu unsurların getirilmesi mümkün değildir.[91] ÇK m.2(7)’de yer alan unsurlar şunlardır:

a) Çek hesabının numarası,

b) Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı,

c) Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin adı,

ç) Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası,[92]

d) Çekin basıldığı tarih,

e) Çek hesabı sahibi gerçek kişi ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; tüzel kişilerde ise varsa Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) numarası, ve

f) Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması hâlinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.

  1. KAREKODLU ÇEK
  2. ÇEKLERDE KAREKODUN MEVZUATA GİRİŞİ

Karekodlu çekler, gerek TTK gerekse ÇK açısından bir yeniliğe işaret etmektedir. Ülkemizde uzun zamandan beri hem hukuki, hem de ekonomik alanda ağır sorunlar yaratmış olan karşılıksız çek riskinin azaltılması ve iç piyasada ticaretin daha sağlıklı yapılabilmesi amacıyla karekodlu çek sistemi geliştirilmiştir.[93] Karekodlu çeki, “düzenleyicinin geçmiş ödeme performansına, çek yaprağının doğruluğuna veya çekin halen dolaşımda olup olmadığına ilişkin bilgilerin ortaya konulması amacıyla bankalar tarafından bir karekod basılmış olan çek” şeklinde tanımlamak mümkündür.[94] Karekodlu çeki, yeni bir çek türü olarak nitelendirmekten ziyade, çekin zorunlu unsurlarına eklenen karekodu ile birlikte anılması sonucu bu şekilde adlandırıldığını belirtmekte fayda vardır.[95]

Karekodlu çek, ilk kez Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), Kredi Kayıt Bürosu (KKB)[96] ile birlikte 2015 yılında gerçekleştirilmiş ve 15.06.2015 tarihinden isteğe bağlı olarak çeklerde karekod uygulanmaya başlanmıştır.[97] İlk başta kullanımı bankaların inisiyatifine bağlı olan karekod, kısa bir süre sonra çekin zorunlu bir unsuru haline getirilmiştir. 2016 yılında yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun’un 70. maddesiyle, TTK’nın 780. maddesinde değişikliğe gidilerek çekin zorunlu şekli unsurları arasına bankalar tarafından verilecek “seri numarası” ve “karekod” da eklenmiştir.[98] Yine 2016 yılında ikincil mevzuat çalışmaları tamamlanmış, TTK m.780(4) uyarınca çıkarılan “Çeklerde Karekod Uygulamasına İlişkin Tebliğ” (Tebliğ) yürürlüğe girmiştir.[99]

Başlangıçta isteğe bağlı olan karekodu çekin zorunlu bir şekli şartı haline getiren 6728 sayılı Kanun, aynı zamanda TTK’ya geçici bir madde de ekleyerek 31.12.2016 tarihinden sonra bankaların çek hesabı sahiplerine karekod ve seri numarası unsurlarını içermeyen çek yaprağı veremeyeceklerini, ancak bu tarihten önce basılan çeklerde ise bu unsurların aranmayacağını düzenlenmiş olup, böylece bankalara karekodlu çek basımına uygun yapıyı oluşturmaları ve mevcut çek defterlerini tüketmeleri için 31.12.2016 tarihine kadar süre tanımıştır.[100] Dolayısıyla 01.01.2017 itibarıyla Türkiye’de mevcut bankalarca bastırılan tüm çeklerin, karekodlu çek olması zorunlu olup, bu bağlamda yeni basılan çeklerin “karekodsuz” olması hukuken mümkün değildir.

  • ÇEK DIŞINDA KAREKODUN KULLANILDIĞI ALANLAR

Karekod, çekler açısından şüphesiz bir yenilik oluşturmaktadır. Bununla birlikte karekodun, Türkiye’de çekler dışında, hatta çeklerden önce pek çok alanda kullanıldığı görülmektedir. Aşağıda karekoddan yararlanılan bazı sektörler ve piyasalar ile karekodun bu sektörler ve piyasalardaki kullanılış şekli incelenmektedir.

  1. İlaç Sektörü

Bunlardan en önemlisi ilaç sektörüdür. Karekod, Türkiye’de ilk kez ilaç sektöründe uygulanmaya başlamıştır. İlaç sektöründe karekod, “Data Matrix” adlı kare veya dikdörtgen biçimlerde basılabilen iki boyutlu barkodun Türkiye’de kullanılan karşılığıdır.[101] Karekod sözcüğü, ilk kez “Beşeri Tıbbi Ürünler Barkod Uygulama Kılavuzu”nda yer almıştır.[102] İlaçlar üzerinde yer alan karekodlar sayesinde ilacın giriş ve çıkışı raporlanabilmekte, son görüldüğü konum, zaman ve durumu da kaydedilebilmekte ve görüntülenebilmektedir.

  • Aşı Sektörü

Karekod ayrıca aşı takip sisteminde (ATS) uygulanmaktadır.[103]  ATS, kullanıcıyı uyaran ve yönlendiren, kanıta dayalı ve karekod tabanlı bir soğuk zincir kalite sistemidir. ATS stok takip sistemi iki boyutlu barkod (karekod) üzerine kurulmuştur. Karekod sayesinde aşının seri numarası ile aşı uygulanacak kişinin TC Kimlik numarası eşleştirilmektedir.[104] ATS ile aşı tarihi tespit edilebilmekte, aşının kime uygulanacağı öğrenebilmekte ve böylece yanlış aşı önlenebilmektedir.

  • Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası

Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Tüplerinin Piyasada Takip Edilmesine İlişkin Tebliğ[105] ile birlikte LPG tüp takip sisteminde de karekod kullanılmaya başlanmıştır. Takip sisteminde yer alan karekod ile üretici firma bilgileri, tüpün imal tarihi, kaç kez doldurulduğu gibi bilgilere ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Kullanılan LPG Tüp Karekod Takip Uygulaması[106] ile elde edilen tüm bu veriler anlık olarak sektörün düzenleyici kurumu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) merkez sistemi ile paylaşılmaktadır.

  • Bankacılık Sektörü

Bankacılık sektöründe de karekod kullanılmasıyla birlikte ATM’lerden para yatırmak ve para çekmek gibi çeşitli bankacılık işlemlerinin yapılması da mümkün hale gelmiştir. Mobil telefonlardaki uygulamalar sayesinde mobil platforma entegre edilen “QR kod” teknolojisi ile ATM’lerin ekranında oluşturulan QR kod okutularak para çekme veya para yatırma işlemleri gerçekleştirilmektedir. Kullanıcı sayısının artmasıyla birlikte karekod uygulamasının bankacılık sektöründe daha da yaygın hale geleceği düşünülmektedir.

  • KAREKODLU ÇEK SİSTEMİNİN İŞLEYİŞİ
  • Karekodun Şekli

Genel olarak karekod insan gözünün göremediği, ancak bir elektronik cihaz ile taratılması sonucu çeşitli bilgilere ulaşmaya imkan veren bir işarettir. Çekler açısından karekod, Tebliğ’in 3(1)(b) maddesinde “6102 sayılı Kanunun 780 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca çekin unsurlarından olan ve çek üzerine kare veya dikdörtgen olarak basılabilen, ISO/IEC 16022 International Symbology Specification-Data Matrix ECC 200 Versiyonunu esas alan, 6102 sayılı Kanunun 780 inci maddesinin ikinci fıkrasında ve bu Tebliğde sayılan diğer bilgilere erişilmesine ve bunların raporlanmasına olanak sağlayan iki boyutlu barkod” olarak tanımlanmıştır. Karekodlu çekte, çekin sağ üst köşesinde veya ortasında aşağıdaki şekildeki gibi bir “kare” şekli yer almaktadır.

Şekil 1 – Örnek Karekod

  • “Findeks” Altyapısı

Çek hamili elinde bulunan çek ile çek hesabı sahibine (ve bu çeki düzenleyene) ilişkin birtakım verilere karekod aracılığıyla erişim sağlayabilmektedir. Bu erişimin sağlanacağı “Karekod Okutma ve Bilgi Paylaşım Sistemi”, TBB Risk Merkezinde[107] veya Risk Merkezi tarafından bilgi paylaşılan şirketler nezdinde kurulabilecektir.[108] Bu bağlamda uygulamada Risk Merkezi bu işi kendisi yapmamakta olup, özel bir şirket olan Findeks’e ait altyapı kullanılmaktadır.[109] Karekodlu çek, kullanmak isteyen kişi tarafından muhatap bankalardan talep edilir ve ilgili kişi henüz üye değilse, başvurduğu banka tarafından Findeks uygulamasınaüyeliği gerçekleştirilir. Karekodlu çek taahhütnamesi imzalatılan çek hesabı sahibine, banka tarafından bastırılan karekodlu çek defteri verilir.[110]

Çek üzerindeki karekod, KKB tarafından hayata geçirilen bireylere ve reel sektöre yönelik olarak tasarlanmış yeni, finansal hizmet sunan bir platformun geliştirmiş olduğu Findeks uygulamasına okutularak sorgu yapılmaktadır.[111] Bu sistemin temel dayanağını hamiller oluşturmakta olup çek hamili, çek yaprağı üzerinde yer alan karekodu, akıllı telefon vasıtasıyla[112] veya bilgisayar ortamından sisteme kaydederek çeklerin bilgi paylaşımına sunulmasını sağlayarak, düzenleyene ait endeksli çek raporunu alabilecek ve bu sistem sayesinde çek üzerindeki bilgilerde herhangi bir silinti, kazıntı, tahrifat veya başka kimyasal sahtecilik varsa tespit edilecektir.[113] Dolayısıyla karekod, sahte çeklerin önlenmesi adına önemli bir adımdır.[114]

  • “Karekodlu Çek Raporu”

Çeklerde yer alan karekodun okutulması suretiyle Karekod Okutma ve Bilgi Paylaşım Sistemi üzerinde çeşitli bilgilere erişime izin verilmektedir. Bu bilgiler de “Karekodlu Çek Raporu” veya “Endeksli Çek Raporu” adı altında raporlanmaktadır. Karekodlu Çek Raporu, gerek geçmişte kullanılan çeklerin gerek hâlihazırda düzenlenmiş, ancak ödemesi yapılmamış çeklerin düzenleyeni ve çek hesabı sahibi hakkında olumlu ve olumsuz bilgilerin yer aldığı bir rapordur.[115] Karekodlu Çek Raporunun mevzuatta da tanımlandığı görülmektedir. Tebliğ’in 3(1)(c) maddesinde Karekodlu Çek Raporu, “Karekodun okutulması suretiyle Türk Ticaret Kanununun 780’inci maddesinin ikinci fıkrasında ve bu Tebliğde yer verilen bilgileri içeren ve Karekod Okutma ve Bilgi Paylaşım Sistemi üzerinden sunulan rapor”olarak ifade edilmiştir.

  • Karekod İle Erişime Açılan Bilgiler

Karekodlu çek raporunda, sistem işleticisi KKB tarafından zorunlu bilgiler kullanılarak farklı hesaplamalar yapılması suretiyle türetilen bilgilere ek olarak çek hesabı sahibi ya da ciranta tarafından üçüncü kişilerin erişimine açılmasına yazılı olarak onay verilen diğer bilgilere yer verilebilecektir. Tebliğ’in 4(1). maddesinde üzere karekodlu çek raporlarında üçüncü kişilerin erişimine açılacak bilgiler sayılmıştır. Ayrıca 6728 sayılı Kanun ile TTK’nın 780. maddesine eklenen 2. fıkra hükmü uyarınca da çek hamilleri, karekodun okutulması aracılığıyla karekodlu çek raporlarında çek hesabı sahibine ve çeki düzenleyenlere ilişkin verilere, çek hesabı sahibi ya da cirantanın rızası aranmaksızın,[116] aşağıdaki bilgilere erişim sağlayabilecektir:

a) Çek hesabı sahibinin adı, soyadı veya ticaret unvanı,

b) Çek hesabı sahibinin tacir olması hâlinde, ticaret siciline tescil edilen yetkililerinin adı, soyadı veya ticaret unvanı,

c) Çek hesabı sahibinin, çek hesabı bulunan toplam banka sayısı,

d) Çek hesabı sahibine ait bankalara ibraz edilmemiş çek adedi ve tutarı,

e) Düzenlenerek bankalara teslim edilen çeklerin adedi ve tutarı,

f) Son beş yıl içerisinde ibrazında ödenen çeklerin adedi ve tutarı,

g) İbraz edilen ilk çekin ibraz tarihi,

h) İbraz edilen son çekin ibraz tarihi,

ı) İbrazında ödenen son çekin ibraz tarihi,

i) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve halen ödenmemiş çeklerin adedi ve tutarları,

j) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören ve sonradan ödenen çeklerin adedi ve tutarı,

k) Son beş yılda “karşılıksızdır” işlemi gören son çekin ibraz tarihi,

l) Çek hesabı sahibi hakkında çek hesabı açma yasağı bulunup bulunmadığı, varsa yasaklama kararının tarihi,

m) Her bir çek yaprağı ile ilgili olarak tedbir kaydı olup olmadığı, ve

n) Çek hesabı sahibi tacirse, iflasına karar verilip verilmediği, iflasına karar verilmişse kararın tarihi.

Çek hamili, mevzuatta öngörülen bilgileri öğrenerek düzenleyenin tüm ödeme alışkanlıklarını, geçmişe ait ödenmiş ve ödenmemiş çeklerini, geçmişinde karşılıksız çek olup olmadığını öğrenme imkanı bulacaktır. Karekodlu çek raporunda, çeki düzenleyen kişiye ait bütün bankalardaki hesap bilgileri çek hamiline ayrıntılı bir şekilde sunulacaktır. Böylece çek hamili, çeki düzenleyene ait bankalardaki bilgileri elde etmiş olacağından karşılaştırmalı bir değerlendirme yaparak, kabul edeceği çeke ilişkin olarak tahsilat sıkıntısı yaşayıp yaşayamayacağını öngörebilecektir.[117] Bu bağlamda aslında karekod, çek hesabında çekin karşılığının olup olmadığını göstermemektedir. Yine çekte karekodun yer alması, çeki garantili çek haline getirmemektedir.[118]

  • “Çek Endeksi”

Yukarıda gösterilen bilgilere ek olarak, karekodlu çek raporunda düzenleyene ait “Çek Endeksi” adıyla 0 ila 1000 puan arasında bir endeksleme oluşturulmaktadır (bkz. Şekil 2). Tüm bankalardaki çek hesaplarının dahil edildiği çek endeksi değeri ile çek hesabı sahibinin risk seviyesi tespit edilir. Bu endekste 0 puan (en riskli) düzenleyenin tüm çeklerinin karşılıksız çıktığını, 1000 puan (en az riskli) ise düzenleyene ait tüm çeklerin zamanında ödendiği göstermektedir. Arada kalan puanlar ise düzenleyene ait halen ödenmemiş karşılıksız çek veya çeklerin ya da gecikmeli ödenmiş çeklerin olduğuna işaret etmektedir.[119] Çek Endeksi, bir tahmin modeli değil, sıralama yöntemidir. Geleceği tahmin etmez, sadece çek hesabı sahibine ait geçmişte ödenen veya ödenmeyen çeklere dair bilgileri içerir.[120]

Şekil 2 – Örnek Çek Endeksi

  • ÇEKLERE KAREKOD KONULMASININ AMAÇLARI
  • Karşılıksız Çekin Önlenmesi

6728 sayılı Kanun ile Türkiye’deki bankalar tarafından bastırılacak çeklerde, 01.01.2017 tarihi itibarıyla karekodun yer alması zorunlu tutulmuştur. Bu zorunluluk nedeniyle karekodlu çek sayısında ciddi bir artış yaşanmış, örneğin 2016 yılında karekodu içeren çek sayısı 934,435 iken, 2017 yılında bu sayı 4,105,317’ye yükselmiştir.[121] Yıllardır karekodsuz bir şekilde piyasada tedavül edilebilen çeklere yeni bir zorunlu unsur olarak karekodun getirilmesinin amaçları incelemeye değerdir. TTK’nın 780. maddesine karekodu ekleyen 6728 sayılı Kanun’un 70. maddesinin gerekçesine bakıldığında, çeklere karekod koyulmasıyla “piyasada çeke duyulan güvenin artırılması”ve “karşılıksız çekin engellenmesi”ninamaçlandığı açıkça ifade edilmiştir.[122]

Öğretide de karekodlu çeklerin, ağırlıklı olarak karşılıksız çeklerin önlenmesi amacıyla uygulamaya konulduğu ifade edilmektedir. Pulaşlı, karşılıksız çek riskinin azaltılması ve iç piyasada ticaretin daha sağlıklı yapılabilmesi amacıyla karekodlu çek uygulamasına geçildiğini belirtmiştir.[123] Tüzemen Atik de karekod uygulamasının, karşılıksız çek ve sahte çeklerin önlenmesi suretiyle çekle yapılan ödemelerin güvenli bir biçimde yapılması amacı taşıdığına vurgu yapmıştır.[124] Erim’e göre karekodlu çekler, çek konusunda yaşanan güvensizliği ortadan kaldırmak, çek hesabında karşılığın bulunmadığında yaşanan hayal kırıklıklarına çözüm olmak ve dolandırıcılık, sahte çek vb. tahsilatta sorun yaratan durumların çözüme kavuşturulması amacını taşımaktadır.[125]

  • Tüzel Kişinin İmzaya Yetkili Temsilcisinin Tespiti

Karşılıksız çeklerin önlenmesi amacının dışında karekodlu çeklerin başka bir amacının da özellikle tüzel kişiler adına çek düzenlenmesi durumunda çeki düzenleyen kişinin temsil yetkisine sahip olduğu anın belirlenmesi suretiyle bu bağlamda yaşanabilecek sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Tüzel kişilerde çeki düzenleyen şirket yetkilisi yerine daha sonradan farklı bir temsilcinin gelmesi halinde eski temsilcinin imzasıyla düzenlenen çeke sonradan yapılabilecek itirazları engellemek adına, karekodlu çekler Findeks altyapısına kaydedildiği için, çekin sisteme kaydedildiği an itibarıyla kimin şirket yetkilisi olduğu da kolayca belirlenebilmektedir. Böylece karekodlu çeklerle birlikte, yetkisiz temsilin ortaya çıkarabileceği olumsuzluklar da giderilmeye çalışışmaktadır.[126]

 6728 sayılı Kanun’un 62. maddesinin gerekçesinde uygulamada yaşanan bu sorun ortaya koyulmuş ve karekodlu çeklerin önemine şu şekilde vurgu yapılmıştır:

“…ibraz süresi geldiğinde çekin düzenlendiği tarihte şirket adına çek keşide etme yetkisi bulunan yönetici ve/veya temsilcinin yetki süresinin sona ermesi halinde, şirket tarafından düzenlenen çekin yetkisiz kişilerce düzenlendiği öne sürülerek banka veya şirket tarafından karşılığın ödenememesi gündeme gelebilecek ve çek alacaklısı zarar uğrayabilecektir. Bu itibarla karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten itibaren sonra çek düzenleyen [tüzel] kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişikliklerin, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu kaldırmayacağı düzenlenmektedir.

  • KAREKODLU ÇEKLERDE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI SORUNU
  • Sorunun Takdimi

Karekodlu çeklerin, karşılıksız çek ile mücadelede önemli bir adım olduğu, bu bağlamda karekodlu çeklerle birlikte karşılıksız çeklerde yüzde 80 oranında bir düşüş beklendiği ifade edilmektedir.[127] Karekodlu çeklerin istenen bu amacı gerçekleştirebilmesi için çeki alan hamilin, çeki Findeks altyapısıyla sisteme kaydettirmesi suretiyle düzenleyene ilişkin mevzuat gereği erişime açık birtakım bilgilere ulaşmasına imkân tanınmıştır. Başka bir deyişle, çek hamili Çek Endeksi’ndeki puana ve düzenleyenin ödeme geçmişine ilişkin bilgilere bakarak çekin ödenip ödenmeyeceği konusunda fikir sahibi olabilecek ve çekle işlem yapıp yapmamaya daha sağlıklı bir şekilde karar verebilecektir. Yani sistemin temelinde çek hamillerinin, karekod suretiyle düzenleyene ait bilgileri öğrenip ona göre hareket etmesi bulunmaktadır.

Hal böyle olunca düzenleyene ait bilgilerin, başka bir ifadeyle “kişisel verilerin”, çek hamili, lehtar, ciranta gibi üçüncü kişilerin erişimine açılması ve bunun için de düzenleyenin rızası şartının aranmaması, kişisel verilerin korunmasına aykırılık oluşturup oluşturmadığı konusunda tereddüt yaratmaktadır. Öncelikle çeklerde karekod uygulaması isteğe bağlı olduğu zaman, bankalar isteyen müşterilerine karekodlu, istemeyen müşterilerine de karekodu olmayan çeklerden verebilmekteydi.[128] Böylece çek hesabı sahibi, ödeme geçmişine ilişkin kişisel verilerinin karekod suretiyle üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmamasına kendisi karar vermekteydi. Ancak 6728 sayılı Kanun ile birlikte karekodun çekin zorunlu bir unsuru haline getirilmesiyle birlikte çek hesabı sahibinin paylaşıma izin verme yetkisi ortadan kalkmıştır.

  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Ülkemizde karekodlu çeklerin hayat geçirildiği 2016 yılında, aynı zamanda dünya çapında ve son yıllarda ülkemizde önem kazanan bir konu haline gelen kişisel veriler konusu kapsamında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVK) yürürlüğe girmiştir. KVK’nın 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak[tır]” denilmiştir (m.1). KVK m.3(1)(d) kapsamında kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi” ifade etmektedir. Bu bağlamda karekodda kayıtlı düzenleyene ait geçmiş çek sayıları, çek tarihleri, ödenmiş veya ödenmemiş çek tutarlar, çek hesabının bulunduğu bankalar gibi pek çok bilginin kişisel veri olduğu hususu ortadadır.

Karekodla üçüncü kişilerin erişimine açılan bilgilerin, çek hesabı sahibinin kişisel verilerinin hukuka aykırı olarak paylaşıldığı noktasında, öncelikle kişisel verilerin korunmasında rızasının alınması esas olup (KVK m.5(1)), rızasına aykırı olarak bir kişinin kişisel verilerin işlenmesi veya ifşa edilmesi hukuka aykırıdır.[129] Öte yandan KVK’da, “kanunlarda (mevzuatta) açıkça öngörülmesi” halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu hükme bağlanmıştır (KVK m.5(2)(a)). Bu hüküm doğrultusunda, 6728 sayılı Kanun ile değiştirilen TTK ve ÇK’nın, çek hesabı sahibine ait olan ve kapsamı ilgili kanunlarda belirlenen verilerinin, rızası olmaksızın lehtar, hamil, ciranta vb. üçüncü kişilerle paylaşılması hukuka aykırılık oluşturmayacağı söylenebilir.

  • Kişisel Verilerin Korunmasında Kabul Edilen Esaslar

Bununla birlikte, karekodla üçüncü kişilerin erişimine açılan bilgilerin KVK’da kişisel verilerin korunması kapsamında kabul edilen genel esaslara uygun olup olmadığı tartışmaya açıktır. KVK m.4(2) uyarınca kişisel verilerin işlenmesinde; “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma”, “doğru ve gerektiğinde güncel olma”, “belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme”, “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma”, “ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” gibi ilkelere uyulması yasal bir zorunluluktur. Bu kapsamda karekodlu çekler ile çek hesabı sahibine ait onlarca verinin, “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” esasına uygun olduğu tartışmalıdır.

  1. Karekodla Erişime Açılan Veriler, İşlendikleri Amaçla Bağlantılı Mı?

Karekodlu çeklerde yer alan bilgilerin işlenme amacı yukarıda da ifade edildiği üzere karşılıksız çeklerin önlenmesidir. Karşılıksız çekle mücadele yeni bir husus değildir. 1985 tarihli 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile beraber kademeli olarak karşılıksız çeklere hukuki, cezai ve idari yaptırımlar uygulanmaya başlanmıştır. 3167 sayılı kanunun yerine çıkarılan ÇK da bu amacı devam ettirmekle. Karekodla birlikte ise karşılıksız çeklerle mücadelede teknolojiden yararlanılmaya başlanmıştır. İhlal sonrası (ardıl, ex-post) yaptırım uygulama politikasına ek olarak, karşılıksız çekler daha doğmadan önce (öncül, ex-ante) engellenmeye çalışılmaktadır. Bu açıdan karekodda yer alan bilgilerin karşılıksız çekle mücadele amacıyla bağdaştığı görülmektedir.

  • Karekodla Erişime Açılan Veriler, İşlendikleri Amaçla Sınırlı Mı?

Yukarıda incelenceği üzere karekod aracılığıyla üçüncü kişilerin erişimine açılan bilgilerin neler olduğu TTK m.780(2) ve Tebliğ m.4(1)’de sayılmıştır. Ancak çek hamilleriyle paylaşılan bilgiler sınırlı sayıda olmayıp, Tebliğin 4(2). maddesi uyarınca başkaca bilgilerin de üçüncü kişilerin erişimine açılması söz konusu olabilecektir.[130] Dolayısıyla karekodla erişime açılan verilerin kapsamının sınırlı olmadığından ilk bakışta bu unsur açısından sorun oluşturabileceği düşünülebilir. Ancak karekoddaki bilgilerin çekin ödenip ödenmeyeceği hakkında hamile bir fikir verdiğinden, çek hamili açısından karekoddaki veriler tek başlarına bir anlam ifade etmemektedir. Şu halde karekoda başkaca bilgilerin eklenmesinin, farklı mülahazalarla yapılmadığı ve karşılıksız çekle mücadele amacıyla sınırlı olduğu ortadadır.

  • Karekodla Erişime Açılan Veriler, İşlendikleri Amaçla Ölçülü Mü?

Çeklere karekod koyulmasıyla birlikte çek hesabı sahibine ait veriler üçüncü kişilerle paylaşılmakta, bu bağlamda aslında çek hesabı sahibinin özel hayatına ilişkin birtakım bilgileri ile ticari sırları dış dünyanın erişimine açılmakta ve tüm bu paylaşımlar nihayetinde karşılıksız çekle mücadele amacı uğruna yapılmaktadır. Bu noktada çek hesabı sahibinin rızası aranmaksızın karekodla erişime açılan ve kapsamı TTK ve Tebliğ’de belirlenen onlarca verinin, karşılıksız çekle mücadele amacıyla ölçülü olup olmadığı tartışılmalıdır.[131] Özü itibarıyla karekodlu çeklerde hukuken korunan bir hak, özgürlük veya hukuken korunan bir değerden (özel hayatın gizliliği, ticari sırların korunması), nihai bir amaç (karşılıksız çekle mücadele) uğruna fedakarlıkta bulunulmaktadır.

Karekodla erişime açılan verilerin işlendikleri amaçla ölçülü mü olduğu sorusunun yanıtlanabilmesi açısından erişime açılan verilerin hassasiyet derecelerinin ortaya koyulması önemlidir. TTK ve Tebliğ uyarınca karekod suretiyle üçüncü kişilerin erişimine açılan çek hesabı sahibine ait birtakım verilerin hassasiyet derecesi, oranı aşağıdaki şekilde gösterilmektedir:

Şekil 3 – Verilerin Hassasiyet Derecesi

Yukarıdaki şekilde karekod suretiyle erişime açılan çek hesabı sahibine ait verilerin hassasiyet derecesi gösterilmektedir. Yukarıdaki şekilden görüleceği üzere şeklin sol tarafına yaklaşınca verilerin hassasiyet derecesi düşmekte, sağa doğru yaklaşıldığında ise hassasiyet derecesi artmaktadır. Bu bağlamda verilerin hassasiyet düzeyi düştükçe, yani şeklin sol tarafına yaklaşılınca, çek hesabı sahibinin özel hayatının gizliliği ve ticari sırları daha etkin bir biçimde korunmakta, ancak karşılıksız çekle mücadele zorlaşmaktadır. Aynı şekilde, verilerin hassasiyet düzeyi yükseldikçe özel hayatın gizliliği ve ticari sırlar daha korumasız hale gelmekte, ancak karşılıksız çekle daha etkin bir mücadele verilebilmektedir.

Örneğin düzenleyene ait diğer çeklerin bankalara ibraz tarihini öğrenmek, hamili karşılıksız çek riskine karşı fazlaca bir koruma sağlamayacağı ileri sürülebilir. Ancak bu bilginin öğrenilmesi, çek hesabı sahibinin özel hayatı veya ticari sırları açısından pek bir sorun teşkil etmeyecektir. Diğer taraftan, karekodu suretiyle düzenleyenin iflas edip etmediğini öğrenmek ise hamil açısından çekin karşılıksız çıkacağı noktasında çok önemli bir veri olacaktır. Ancak bu bilginin öğrenilmesi, düzenleyenin özel hayatı veya ticari sırlarının geleceği açısından son derece yıkıcı bir etkiye sahip olacak, bunu karekoddan öğrenen kişiler belki de bir daha düzenleyen ile hiç ticaret yapmayacaklardır.

Sonuç olarak verilerin hassasiyet düzeyi, özel hayatın gizliliği ve ticari sırların korunması ile karşılıksız çekle mücadele amacı arasında yapılan tercihe göre artıp azalmaktadır. Karşılıksız çekle mücadele amacıyla da olsa çek hesabı sahibinin rızası aranmaksızın üçüncü kişilerle paylaşılan verilerinin kapsamının, ihlal edilen özel hayatın gizliliği ve ifşa edilen ticari sırlar ile orantılı olması gerekmektedir. Bu bakımdan hassasiyet oranı yüksek verilere erişim imkanı ortadan kaldırılıp, bunun yerine çek hesabı sahibinin finansal durumu hakkında çek hamillerinde fikir oluşturabilecek istatistiki puanlara, oranlara vs. yer verilmesi düşünülebilir. Bu bağlamda Çek Endeksi’nde verilen puan yeterli olup, hassasiyet derecesi yüksek verilerin hamillerle hiç paylaşılmaması kişisel verilerin korunması noktasında daha isabetli olacaktır.

SONUÇ

Ekonomik ve ticari hayatta nakit paraya alternatif bir ödeme yöntemi, bir kambiyo senedi olan çek, TTK’da tanımlanmış, ancak TTK’nın 780. maddesinde çekin unsurları sayılmıştır. Adi senetlere oranla daha farklı bir hukuki rejime sahip olan çekler, iş bu madde kapsamında belirtilen zorunlu şekli unsurları taşımadığı takdirde çek vasfına sahip olmayacaktır. Çekte bulunması gereken zorunlu unsurlar arasında senet metninde yer alan “çek” kelimesi ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o dildeki karşılığı, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale, muhatabın ticaret unvanını, ödeme yerini, düzenleme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası yer almaktadır. Bunun dışında, çeklerde yer alabilecek lehtar tayini, aynen ödeme (efektif) ve aval kaydı gibi ihtiyari unsurlar ile kabul, vade ve faiz kaydı gibi çeklerde yer alması yasak birtakım unsurlar da bulunmaktadır. Gerek TTK’da gerekse Yargıtay kararlarında çekin şekli şartlarına önem verildiği, çekin şekil şartına sıkı sıkı bağlı bulunduğu, şekil şartlarından birinin eksikliği veya yasak kayıtların varlığı halinde çekin geçerliliğinin etkilendiği görülmektedir.

6728 sayılı Kanun ile birlikte çeklerin taşıması gereken zorunlu şekli şartlar arasına, “banka tarafından verilen seri numarası” ve “karekod” da eklenmiştir. Karekod insan gözünün göremediği, ancak bir elektronik cihaz ile taratılması sonucu çeşitli bilgilere ulaşmaya imkan veren bir işarettir. Türkiye’de ilaç, aşı takip, LPG ve bankacılık gibi çeşitli sektörlerde aktif olarak kullanılan karekod, 2015 yılından itibaren çekler için de uygulanmaya başlanmıştır. Bu gelişmeyle birlikte çek hamilleri, çek hesabı sahibine ilişkin birtakım verilere çekteki karekodu okutmak suretiyle kolayca ve çek hesabı sahibinin rızasına ihtiyaç duymaksızın erişim sağlayabilir hale gelmiştir. Gerek 6728 sayılı Kanun’un ilgili maddesinin gerekçesinde, gerekse öğretide karekodlu çeklerin, ağırlıklı olarak ticari hayatta güvensizliğe yol açan karşılıksız çeklerin önlenmesi amacıyla uygulamaya konulduğu ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra karekod, tüzel kişilerde çeki düzenleyen şirket yetkilisi yerine daha sonradan farklı bir temsilcinin gelmesi halinde eski temsilcinin imzasıyla düzenlenen çeke sonradan yapılabilecek yetkisiz temsil iddialarını engellemek amacına da hizmet etmektedir.

Başlangıçta çeklere karekod konulması bankaların inisiyatifinde olup, bankalar isteyen müşterilerine karekodlu, istemeyen müşterilerine de karekodu bulunmayan çeklerden verebilmekteydi. Ancak 6728 sayılı Kanun ile birlikte 01.01.2017 tarihinden itibaren karekodun çeklerde yer alması zorunlu hale getirilmiştir. Karekodun çekin zorunlu bir unsuru haline getirilmesiyle birlikte çek hesabı sahibinin, mevzuat gereği karekodda yer alacak birtakım bilgilerinin paylaşılmasına izin verme yetkisi de ortadan kalkmıştır. Hal böyle olunca çek hesabı sahibine ait kişisel verilerin, rızası olmaksızın çek hamili, lehtar, ciranta gibi üçüncü kişilerin erişimine açılması, kişisel verilerin korunması kapsamında bazı tereddütlere yol açmaktadır. Karekodda yer alan çek hesabı sahibine ait verilerin, KVK’da kabul edilen kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmaesasına uygunluk açısından sorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Karekod aracılığıyla çek hesabı sahibine ait kişisel verilerin, karşılıksız çekle mücadele amacıyla bağlantılı ve sınırlı olarak üçüncü kişilerle paylaşıldığı söylenebilirse de, ölçülülük noktasında aynı durumun geçerli olmadığı görülmektedir.

Çeklere karekod koyulmasıyla birlikte çek hesabı sahibine ait veriler üçüncü kişilerle paylaşılmakta, bu bağlamda aslında çek hesabı sahibinin özel hayatına ilişkin birtakım bilgileri ile ticari sırları erişime açılmakta ve tüm bu paylaşımlar nihayetinde karşılıksız çekle mücadele amacı uğruna yapılmaktadır. Üçüncü kişilerin erişimine açık olan çek hesabı sahibine ait verilerin hassasiyet derecesi birbirinden farklıdır. Verilerin hassasiyet düzeyi düştükçe çek hesabı sahibinin özel hayatının gizliliği ve ticari sırları daha etkin bir biçimde korunmakta, ancak karşılıksız çekle mücadele zorlaşmaktadır. Diğer taraftan, verilerin hassasiyet düzeyi yükseldikçe özel hayatın gizliliği ve ticari sırlar daha korumasız hale gelmekte, ancak karşılıksız çekle daha etkin bir mücadele verilebilmektedir. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili gelecekte ileri sürülebilecek olası sorunları önleyebilmek adına karekodlu çeklerde hassasiyet oranı yüksek verilere erişim imkanı ortadan kaldırılıp, bunun yerine çek hesabı sahibinin finansal durumu hakkında çek hamillerinde fikir oluşturabilecek istatistiki hesaplamalara, puanlara, oranlara vs. daha fazla yer verilmesi düşünülmelidir.


[1] Köle, Mehmet / Görgülü Fatma: “Son Düzenlemeler Işığında Çekin Çekin Şekil Şartları ve Çeke Dayalı Kambiyo Senetlerine Özgü Takip Yolları”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 35, Yıl: 2016, s. 82.

[2] Domaniç, Hayri: Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Cilt IV, Temel Yayınları, İstanbul, 1988, s. 529.

[3] Tekil, Fahiman: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul Yayınları, İstanbul, 1980, s. 169.

[4] Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, 20. Bası, Ankara, 2016, s. 219.

[5] Can, Halil / Güner, Semih: Kıymetli Evrak Hukuku, Siyasal Kitabevi, Ankara, 1999, s. 215-216.

[6] Malkoç, İsmail / Güler, Mahmut: Ceza Uygulamasında Çek Yasası ve Ticari Senetlerle İşlenen Suçlar, 2. Bası, Adil Yayınları, Ankara, 1999, s. 18.

[7] Ertekin, Erol / Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara, 1996, s. 220.

[8] Ertekin / Karataş, s. 222.

[9] Öztan, s. 220.

[10] Ülgen, Hüseyin /Helvacı, Mehmet / Kendigelen, Abuzer / Kaya, Arslan: Kıymetli Evrak Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2015, s. 233.

[11] Köle / Görgülü, s. 83.

[12] Pulaşlı, Hasan: Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 5. Bası, Ankara, 2017, s. 280; Köle / Görgülü, s. 89.

[13] Can / Güner, s. 224.

[14]Öncelikle belirtilmelidir ki çek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre kıymetli evrak vasfında bir kambiyo senedi ve hukuki nitelikçe de çifte yetki veren bir havaledir. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, yasada aranan şekil şartlarını ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisini içermesi gerekir. Çekte sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir; zorunlu unsurlardan sadece birinin bile eksikliği çekin çek olma niteliğini ortadan kaldırır.” Yargıtay 12. HD, 20.12.2018 tarih ve 2018/8668 E, 2018/13924 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[15] Pulaşlı, s. 280.

[16] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 237.

[17] Pulaşlı, s. 281.

[18] Ertekin / Karataş, s. 223.

[19] Ertekin / Karataş, s. 224.

[20] Öztan, s. 227.

[21] Pulaşlı, s. 283.

[22] Kaçak, Nazif: Açıklamalı- İçtihatlı Tüm Yönleri ile Bono- Poliçe- Çek, 3. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2008, s. 132.

[23] 6762 sayılı eski TTK’nın 692. maddesinde bu bağlamda muhatabın “ad ve soyadı”ndan bahsedilmişti. Muhatabın yalnızca bir banka oluşu ve bankaların anonim şirket şeklinde kurulabilecek olması nedeniyle hüküm, muhatabın adı ve soyadından bahsettiği gerekçesiyle öğretide eleştirilmekteydi. Poroy, Reha: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11.Bası, İstanbul, 1989, s. 257. Muhataba yönelik “ad ve soyadı” ibaresi, 6102 sayılı TTK’nın 780(1)(c) bendinde isabetli olarak değiştirilmiştir. Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 238.

[24] Kınacıoğlu, Naci: Kıymetli Evrak Hukuku, 5. Bası, Nobel Yayıncılık, Ankara, 1999, s. 263.

[25] Pulaşlı, s. 284.

[26] Kınacıoğlu, s. 264.

[27] Erma, Eyüp Sabri: Poliçe- Bono- Çek ve Kambiyo Senetlerine Ait Özel Takip Yolları, Güneş Matbaacılık, Ankara, 1973, s. 23.

[28] Öztan, s. 229.

[29] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 239.

[30] Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 21. Bası, Vedat Kitapçılık, Ankara, 2013, s. 298.

[31] Öztan, s. 229.

[32] Bkz. Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 240; Pulaşlı, s. 289; Kaçak, s. 136; Ertekin / Karataş, s. 225.

[33] “Takip konusu çeklerden ikisi 31.04.2009 ve 31.06.2009 tarihlerini taşımaktadır. Mahkemece bu iki keşide tarihinin geçerli tarihler olmadığı, bu sebeple çeklerin TTK. 692. maddesindeki zorunlu unsurları taşımamaları sebebiyle takibin iptaline karar verilmiştir. Ancak çeklerdeki tanzim tarihlerinin 31.04.2009 ve 31.06.2009 olarak yazılmaları halinde bu durumun belgenin çek olma niteliğini ortadan kaldıracağını kabul etmek aşırı bir şekilcilik olup, hakkın zayiine neden olur. Her ne kadar Nisan ve Haziran aylarının 31. günü söz konusu olamaz ise de keşide tarihinin bu şekilde gösterildiği hallerde, bunun yanılgıdan kaynaklandığının ve bu eksikliğin çekin niteliğini etkilemediğinin ve keşide tarihlerinin Nisan ve Haziran aylarının son günü olarak yazıldığının kabulü gerekir.” Yargıtay 12. HD, 06.07.2009 tarih ve 2009/6765 E, 2009/ 14741 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[34] TTK’nın 795. maddesindeki düzenlemeyle üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin ibraz tarihinde ödeneceği esası kabul edilerek, çekin kredi aracı olarak kullanılması önlenmeye çalışılmıştır. Yıldırım, Ali Haydar: “Türk Hukukunda Vadeli Çek (İleri Tarihli Çek) ve Bunun Doğurduğu Sonuçlara İlişkin Bazı Tespitler”, Gazi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: XXI, Sayı: 4, 2017, s. 98.

[35] Narbay, Şafak / Güney, Zehra: “6728 Sayılı Kanun’un Çeke İlişkin Hükümlerinin Çekte Şekil Şartları Bakımından Değerlendirilmesi”, Terazi Hukuk Dergisi,Cilt: 12, Sayı: 126, Şubat 2017, s. 45.

[36] Eriş, Gönen: Yeni Çek Yasası Işığında Uygulamalı Çek Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2003, s. 26. Ayrıca senet metninde birden fazla düzenlemenin yeri gösterilmesi halinde de senet yine çek vasfını kaybedecektir. Öztan, s. 231.

[37] Pulaşlı, s. 296.

[38]6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776/1-f maddesi uyarınca; senette düzenlenme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanun’un 777/4. maddesinde ise; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu’nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 Sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir. Ancak, aval verenin adresi düzenlenme yeri sayılamaz. Aval verenin adresinin senette yazılı olması bu eksikliği gidermez”Yargıtay 12. HD, 02.07.2018 tarih ve 2017/5880 E, 2018/7116 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[39] Yargıtay 12. HD, 20.12.2018 tarih ve 2018/8668 E, 2018/13924 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[40]…İçtihadı Birleştirmenin konusu çekte “keşide yeri” ile ilgilidir. Çekin yazıldığı, ihdas edildiği yerin çekin yüzüne yazılması zorunludur. Keşide yeri çekin zorunlu unsuru olduğu için, keşide yeri gösterilmeyen çek bu nitelikte sayılmamaktadır. Ancak Türk Ticaret Kanunu`nun 693. maddesine ‘Yukarıdaki maddede gösterilen hususlardan birini ihtiva etmeyen bir senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında çek sayılmaz …keşide yeri gösterilmemiş olan çek, keşidecinin ad ve soyadının yanında yazılı olan yerde çekilmiş sayılır’ denilmiş ve çekle ilgili düzenlemeler Türk Ceza Kanunu`nda, Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında 3167 sayılı Kanun’da, Türk Ticaret Kanunu`nda ve İcra İflas Kanunu`nda yer almaktadır… Çekle ilgili düzenlemelerin değişik kanunlarda yer alması, uygulamada bu işe bakan dairelerden değişik kararlar çıkmasına neden olduğundan, bu durum çeklerde özellikle keşide yerinin kısaltma biçiminde yazılması halinde gösterilmiş sayılıp sayılmayacağı konusunda içtihat birliğini sağlamayı zorunlu kılmaktadır. Bir belgenin çeşitli kanun uygulamaları bakımından, yine kanunda tanımı yapılmış ve unsurları gösterilmiş olan çek niteliğinde olup olmadığını tartışıp saptamanın hukuki bir sorun olduğu da kuşkusuzdur. Sıkı şekilcilik kanunun aradığı zorunlu unsurları çek yaprağı üzerine yazmayı gerektirir. Zira çek, keşideci ile lehtar arasında havale ilişkisi doğuran bir akittir. Keşideci çeki düzenlemekle o konudaki iradesini beyan etmiş olmaktadır. İrade beyanı olmadan çekin vücut bulması mümkün değildir. Bu irade beyanının anlaşılabilir olması en önemli özelliğidir. Kanun beyan için yazılı olması dışında başkaca bir şekil şartı koymamıştır. Çekin bu niteliği dikkate alındığında, keşidecinin çekte kısaltma kullanmasını engelleyen bir düzenleme olmadığı söylenebilir. Bunun gibi keşide yerinin yazılması da bir irade beyanı olduğundan anlaşılabilir olması koşulu ile bu irade beyanının kısaltılarak yazılması da mümkündür. Okunduğunda hiçbir duraksama söz konusu olmaksızın anlamları belirlenebilin kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması çeki sadece bu kısaltma sebebiyle geçersiz hale getirmez. G.antep, Ş.urfa, K.maraş, G.hacıköy, Ş.koçhisar ve Ş.karahisar gibi kısaltmaların neyi ifade ettikleri kolaylıkla ve hiçbir tartışmaya yol açılmaksızın belirlenebilecek niteliktedirler. O halde anlamlarında hiçbir duraksama olmayan kısaltmaların keşide yeri olarak yazılması halinde çek bu niteliğini korumalı, buna karşın ne anlama geldiği bilinmeyen kısaltmaların yazılması halinde keşide yeri gösterilmemiş sayılmalıdır. Bu konudaki ölçü keşidecinin irade beyanının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olup olmamasıdır. Medeni Kanunun 2. maddesindeki iyi niyet kuralı ve hukuk güvenliği de çeklerde keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmasına olumlu bakılmasını gerektirmektedir. Öğretide de keşide yerinin aynen yazılması konusunda katı bir görüş yoktur. Çekin önemi de yukarıdaki görüşü doğrulamaktadır. Çek ekonomik ve ticari faaliyetlerde çeşitli yararlar sağlamakta ve önemli ihtiyaçları karşılamaktadır. Her şeyden önce çek bir ödeme aracıdır. Gelişmiş batı ülkelerinde ödemelerin çok büyük bir kısmı çekle yapılmaktadır. Bu sayede de yatırımlar kolaylaşmaktadır. O nedenle ülkeler çek kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yasal düzenlemeler yapmaktadır. Ülkemizde 3167 sayılı Kanunun yürürlüğe konulması da bu ihtiyaçtan doğmuştur ve çek hamillerini koruyucu hükümler getirilmek suretiyle bu amaca ulaşılmak istenilmiştir. Böyle bir amaç keşidecinin iradesini ortadan kaldıracak yolda aşırı müdahaleciliğe cevaz vermemektedir. Bu doğrultuda olmak üzere Türk Ticaret Kanunu`nun 693. maddesine göre keşide yeri gösterilmemiş olan çek keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde çekilmiş sayılmaktadır. Bu itibarla çeklerde keşide yerinin hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile kısaltılmış olarak yazılması halinde sadece bu nedenle çekin geçersiz sayılamayacağı doğrultusunda içtihatların birleştirilmesine karar verilmelidir. Kararlar arasındaki içtihat aykırılığı, esas itibariyle hangi kısaltılmış yer adlarının geçerli olduğu veya olmadığı noktasında değildir. Aykırılık keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmış olmasının çekin bu özelliğini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı, çekin sadece bu sebeple geçersiz hale gelip gelmeyeceği hususunda bulunduğundan kısaltılmış şekillerin nitelikleri, neden geçerli sayıldıkları veya sayılmadıkları hususları üzerinde durulmamış, çekte keşide yerinin kısaltılarak yazılmasının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşuluyla çeki sadece bu sebeple geçersiz hale getirmeyeceğinin belirtilmesi ile yetinilmiştir. Yukarıdaki bazı kısaltmalara da sadece konunun aydınlığa kavuşması için değinilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle çeklerde keşide yerinin, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması koşulu ile kısaltılmış olarak yazılması halinde, çekin sadece keşide yerinin kısaltılmış olarak yazılmış bulunması sebebiyle geçersiz sayılamayacağına, içtihatlar arasındaki aykırılığın bu yolda giderilmesine, 14.12.1992 gününde yapılan ilk toplantıda üçte ikiyi geçen çoğunlukla Yargıtay Kanunu`nun 45. maddesi uyarınca karar verildi.” Yargıtay İBBGK, 14.12.1992 tarih ve 1992/1 E, 1992/5 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[41] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 242. Ancak parmak izinin yanında imza ya da parafa benzeyen işaret varsa, çek geçerli olacaktır. Pulaşlı, s. 287.

[42] Köle / Görgülü, s. 97.

[43] Pulaşlı, s. 287.

[44] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 242.

[45] 09.08.2016 tarih ve 29796 sayılı RG.

[46] Narbay / Güney, s. 53.

[47] Pulaşlı, s. 291.

[48] Narbay / Güney, s. 45.

[49] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s.249.

[50] Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, 4. Bası, Arıkan Yayınları, İstanbul, 2007, s. 122.

[51] Poliçede olduğu gibi çekte de birden fazla lehtarın gösterilmesi mümkündür. Can / Güner, s. 231.

[52] İmregün, Oğuz: Kıymetli Evrak Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1998, s. 128.

[53] Reisoğlu, Seza: Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, Ankara, 1985. s. 19.

[54]TTK’nun 702. maddesinde ‘Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takip ederse, bu son ciroyu imzalayan kimse, çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.’ düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanunun 697/son maddesine göre ise; ‘Kimin lehine keşide edildiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek hükmündedir’. Somut olayda, takip dayanağı çekin lehtarının “EMS Metal” olarak yazıldığı, çekin arkasında mevcut ciro silsilesi içinde bulunan kaşede de takip alacaklısının “EMS … Metal Sanayi” olarak isminin yer aldığı görülmektedir. Bu unvan TTK’nın 55. maddesine göre tescil edilmiş işletme adı olup, ibraz edilen ticaret sicil gazetesinin nüshasına göre de alacaklı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacaklı yetkili hamil olup istemin reddiyle borçlunun diğer itirazlarının incelenmesi gerekirken, mahkemece İİK’nın 170/a-2 maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.” Yargıtay 12. HD, 09.11.2010 tarih ve 2010/14011 E, 2010/26452 K sayılı karar (Kazancı İBB).

[55] Ertekin / Karataş, s. 229.

[56] Pulaşlı, s. 299.

[57] Pulaşlı, s. 299.

[58] Eriş, Gönen: Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Kıymetli Evrak, 2. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2016, s. 1173.

[59] Kendigelen, s. 128. Nitekim Yargıtay da bir kararında “Çekin matbu baskısında “TL” olarak gösterilen bölümü bir paraf ile “DM” yani Mark olarak değiştirilmedikçe, çekte miktarın “80.000 DM” olarak yazılması, bu çekin yabancı para üzerinden düzenlendiğini göstermeyeceğine” hükmetmiştir. Eriş, s. 1175. Ayrıca bkz. TBK m.99.

[60] Pekcanıtez, Hakan: Yabancı Para Alacaklarının Tahsili, 3. Bası, Ankara, 1998, s. 30 vd. aktaran Eriş, s. 1173.

[61] Eriş, s. 362. 

[62] Kendigelen, s. 129.

[63] Avalin kimin hesabına verilmiş olduğu senette belirtilmemişse düzenleyen lehine verilmiş sayılır (TTK m.701(4) ve TTK m.778(4)).

[64] Aval verenin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerlidir (TTK m.702(2)). Aval veren, çek bedelini ödediği takdirde, çekten dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, çek gereğince sorumlu olan diğer kişilere karşı çekten doğan haklarını iktisap eder (TTK m.702(3)).

[65] Poroy, / Tekinalp, s. 239.

[66] Kendigelen, s. 130.

[67] Eriş, s. 520.

[68] Can / Güner, s. 232.

[69] Reisoğlu, s. 23.

[70] Can / Güner, s. 232.

[71] Reisoğlu, s. 24.

[72] Kendigelen, s. 139.

[73] Eriş, s. 1042.

[74] Can / Güner, s. 235.

[75] Pulaşlı, s. 305.

[76] Kabul yasağına ilişkin gerekçeler arasında ayrıca, kabul yasağının çekte karşılığının sağlanmasında bir araç görevi ifa ettiği, ayrıca çekin tedavül süresini sınırlandırdığı, kabulün çekin hukuki mahiyeti ve iktisadi fonksiyonu ile bağdaşmayacağı, bu açıdan muhatabın senet borçlusu değil sadece ödeme ile görevlendirilen bir kurum olması gerektiği gibi hususlara da işaret edilmiştir. Kendigelen, s. 139; Eriş, s. 1043.

[77] Öztan, s. 239.

[78] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 233.

[79] Eriş, s. 1134. Çek metni üzerinde iki tarih olması durumunda Yargıtay’ın çeklerde vade olmayacağı gerekçesiyle çeki geçersiz saydığı kararları bulunmaktadır. Bu bağlamda Yargıtay bir kararında, “çekte iki tarih bulunduğuna, ileri tarihli olan 12.05.1998 tarihinin vadeyi içermekte olduğuna, çeklerde vade de bulunamayacağından sözü edilen tarihin geçersiz olduğundan nazara alınamayacağına” dikkat çekmiştir. Yargıtay 12. HD, 28.12.1998 tarih ve 1998/ 13931 E, 1998/15088 K sayılı karar, aktaran Can / Güner, s. 236.

[80] Kınacıoğlu, s. 279.

[81] Eriş, s. 1055.

[82] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 254.

[83] Pulaşlı, s. 306; Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 254.

[84] Ülgen / Helvacı / Kendigelen / Kaya, s. 255.

[85] Pulaşlı, s. 308.

[86] Reisoğlu, s. 25.

[87] Can / Güner, s. 235.

[88] Öztan, s. 239.

[89] Bununla birlikte, Yargıtay’ın “bedeli teminattır” yazılmasının, çekin kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceğini, buna karşılık çekin teminat amacıyla verildiği hususunun çeke yazılması halinde çekin geçersiz olacağı yönünde kararları mevcuttur. Bkz. Yargıtay 12. HD, 18.11.1992 tarih ve 1992/6776 E, 1992/14249 K sayılı karar.

[90] Reisoğlu, s. 25.

[91] Pulaşlı, s. 294.

[92] ÇK’dan önce de 3167 sayılı Kanun zamanında düzenleyenin vergi kimlik numarasının çekin bir zorunlu unsurunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmış ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK)’nın konuyla ilgili bir kararında vergi hukuku ve ceza hukuku boyutlarına işaret edilen vergi kimlik numarası, özetle TTK açısından çeklerde bulunması gereken zorunlu bir unsur olarak değerlendirilmemiştir. Bkz. Yargıtay HGK, 08.06.2005 tarih, 2005/12-357 E ve 2005/363 K sayılı karar.

[93] Pulaşlı, s. 303.

[94] Köle / Görgülü, s. 97.

[95] Narbay / Güney, s. 49.

[96] Kredi Kayıt Bürosu (KKB), önde gelen dokuz bankanın ortaklığında 11 Nisan 1995 tarihinde kurulmuştur. KKB, 2017 yıl sonu itibarıyla 44 banka, 61 faktöring, 23 leasing, 4 sigorta, 14 tüketici finansman, 7 varlık yönetim şirketi ve 3 diğer olmak üzere toplam 156 üyeye sahiptir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda öngörüldüğü üzere (m.73/4) en az beş banka tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla yapacakları her türlü bilgi ve belge alışverişini sağlamak üzere kurulmuş bir şirket olan KKB’de üye statüsünde bulunan kuruluşlar, adı geçen kanunun aynı maddesi uyarınca müşterilerine ait kredi bilgilerini Nisan 1999 tarihinden bu yana birbirleriyle paylaşmaktadır. Ocak 2013 tarihinde hizmete sunduğu Çek Raporu, Risk Raporu ve Elektronik Rapor Sistemi ile KKB, yalnız finansal kuruluşlara değil, aynı zamanda bireylere ve reel sektöre yönelik hizmetler de sunmaya başlamıştır. Eylül 2014 tarihi itibarıyla KKB, tüketici yüzünü temsil eden Findeks platformu ile bireyler ve reel sektöre yönelik hizmetleri tek bir çatı altında toplamıştır. KKB, 2015 yılında geliştirdiği yeni ürün ve hizmetlerin yanı sıra sektörel iş birlikleri ile başta bankacılık, finans sektörü ve reel sektör için olmak üzere katma değer yaratmaya devam etmiştir. Son olarak 2015 yılında KKB tarafından hayata geçirilen, 2016 yılında yasa ile kullanımı zorunlu hale gelen ve 1 Ocak 2017 itibarıyla yürürlüğe giren Karekodlu Çek Sistemi ile düzenleyenin bilgilerini paylaşmaktadır. Kaynak: https://www.kkb.com.tr/hakkimizda (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[97] Pulaşlı, s. 303.

[98] 6728 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile ÇK’nın  2(7). maddesinde sayılan unsurlara “çek hesabı sahibi gerçek kişi ise Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası”; “tüzel kişilerde ise varsa Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) numarası” ve “çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması hâlinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası” da eklenmiştir.

[99] 31.12.2016 tarih, 29935 sayılı RG.

[100] Köle / Görgülü, s. 98.

[101] Kaynak: http://www.aso.com.tr/barkod-etiket-program-haber/281-eczane-medikal-karekod-programi.html (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[102]  Kaynak: https://www.its.gov.tr/mobile/index.php?run=document&download=80 (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[103] ATS sistemi http://ats.saglik.gov.tr web adresinden hizmet vermektedir. Tüm ATS üzerine tanımlanmış kullanıcılar bu adres üzerinden sisteme girişlerini yapıp yetkileri dahilinde gerekli işlemlere, izleme ve raporlama ekranlarına ulaşabilmektedirler. Tüm aşı taşıma birimleri tekil karekodlarla tanımlanmaktadır. Tüm transferler, taşımalar ve kabuller; ATS web sistemi ve karekod cihazları, karekod okuyabilen ve ATS için hazırlanmış mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Aşı uygulamaları da ilgili Muayene Bilgi Sistemleri Aşı Modüllerinin ve aşı karekodlarının kullanılmasıyla yapılmaktadır. Kullanıcılar kendilerine ait veya yetkili oldukları stokların envanter detaylarını ATS üzerinden anlık olarak görebilmektedirler. ATS üzerinden kullanıcılar kendi birimlerine ait stok birimlerinin soğuk zincir takibini yapabilmekte ve uzun süreli sıcaklık, stok ile ilgili transfer ve kabul raporlarına erişebilmektedirler. Tüm kullanıcı tanımlamaları ve atamaları, idari yönlendirme ve sistemin çalışması için gerekli genel ve özel tanımlamalar bu ara yüzden yapılmaktadır. Ayrıca ara yüz içerisinde görsel ve yazılım dokümanları, “Duyuru ve Haberler” bölümleri bulunmakta; sistemin bileşenlerine ait yeni eklentiler, değişiklikler oluştuğunda bu mekanizmalarla kullanıcıların bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Kaynak: https://ats.saglik.gov.tr/web/aciklama/stoktakibi.html (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[104]  Kaynak: https://asi.saglik.gov.tr/ats.html (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[105] 15.11.2016 tarih ve 29858 sayılı RG.

[106] LPG Tüp Takip Uygulamasında karekodsuz boş tüplere karekod yapıştırılır, karekodlu boş LPG tüpler dolum hattına yüklendiğinde hat üzerinde entegre edilmiş endüstriyel kamera sistemleri veya el terminalleri ile okutularak boş giriş kaydı yapılır, dolan tüpün yine konveyör üzerinde çıkış esnasında karekodu okutularak dolu kaydı yapılır, dolum kaydı oluşturulmuş LPG tüpleri artık satıcı depoya sevk edilir, sevkiyat sırasında endüstriyel konveyör sistemlerine entegre edilecek kamera sistemleri ile karekod okutularak teslimat gerçekleştirilir. Bayi ve teslimat mevcut konveyör üzerindeki sabit okuyucu ile ya da teslimat esnasında el terminali ile okutularak teslim edilir. Bayi kendisine firma tarafından satışı gerçekleştirilen tüpleri müşterilerine (ilk seferinde) TC Kimlik numarası, adres gibi bilgilerini girerek kaydeder ve tüpteki karekodu okutarak teslim eder veya teslim alır. Kaynak: http://www.ige.com.tr/lpg-tup-takip-uygulamasi/ (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[107] 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ek (1). maddesinde ifade edildiği üzere “Türkiye Bankalar Birliği nezdinde, kredi kuruluşları ile Kurulca uygun görülecek finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak ve söz konusu bilgileri bu kuruluşlar ile gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri koşuluyla gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri ile de paylaşılmasını sağlamak üzere Risk Merkezi kurulmuştur.”

[108] Pulaşlı, s. 303.

[109] Kaynak: https://www.findeks.com/findeks-hakkinda (Erişim tarihi: 14.03.2018). Tebliğ’in 5. maddesinde “…Risk Merkezi sistemdeki verileri, 5411 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca bilgi alışverişini gerçekleştirdiği şirket ile paylaşmaya yetkilidir. Bu yetki kullanıldığı takdirde sistem bilgilerin paylaşıldığı şirket nezdinde kurulabilir” hükmü, bu bağlamda Findeks altyapısının kullanılmasının yasal dayanağını oluşturmaktadır.

[110] Narbay / Güney, s. 49.

[111] Kaynak: https://www.findeks.com/tanitim  (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[112] Karekodlu çek raporunun alınabilmesi için Findeks’e üye olmak gerekmektedir. Üyelik ücretsiz olup, raporun alınabilmesi için kullanılan Findeks Mobil Uygulaması AppStore ve Google Play üzerinden akıllı telefonlara indirilebilmektedir.

[113] Pulaşlı, s. 304.

[114] Tüzemen Atik, Ebru: “A Novelty in Turkish Commercial Life: Execution of QR Code on Cheques”, International Journal of Business and Social Research, C: 7, Sa: 2, s. 13.

[115] Narbay / Güney, s. 49.

[116] Bankaların, Findeks platformu üzerinden karekodlu çeklerin sorgulanabilmesi için müşterilerinden alacakları tek bir çeke veya çek numarası aralığına verilen onayın ardından, düzenleyen hakkında karekodlu çek raporu hazırlanabilmesi için ikinci bir onaya gerek bulunmamaktadır. Pulaşlı, s. 305.

[117] Narbay / Güney, s. 49.

[118] Tüzemen Atik, s. 12.

[119] Kaynak: https://www.findeks.com/urunler/cek-endeksi (Erişim tarihi: 14.03.2018). Bununla beraber kişinin arkası yazılmış, ancak halen ödenmemiş 1 tane dahi çeki olması durumunda Çek Endeksi 1 ile 500 puan arasında gerçekleşir. Arkası yazılmış, sonradan ödenmiş çeki bulunan kişi ya da kurumlara ait Çek Endeksi 501-999 arasında gerçekleşir.

[120] Kaynak: https://www.findeks.com/urunler/cek-endeksi (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[121] Erim, Gizem: “Karekodlu Çek Uygulaması”, Konya Ticaret Odası Araştırma Raporu, 2017, s. 18, http://www.kto.org.tr/d/file/karekodlu-cek-uygulamasi-gizem-erim.pdf (Erişim tarihi: 14.03.2018).

[122] 6728 sayılı Kanun’un 62. maddesinin gerekçesinde ise şunlar kaydedilmiştir: “…lehdar tarafından yapılması üzerine, alacaklı karekod aracılığıyla o çek hesabı sahibine ait piyasada bulunan çek adedi ve bunların tutarları hakkında bilgi sahibi olacak ve böylece çeki kabul edip etmemek hususunda kanaat oluşması sağlanacaktır.

[123] Pulaşlı, s. 303. Bahtiyar da karekodun, çekin güvenle tedavülünü sağlamak ve karşılıksız çeklerin en aza indirilmesi amacını taşıdığı görüşündedir. Bahtiyar, Mehmet: Kıymetli Evrak Hukuku,14. Bası, Beta Basım Yayın, İstanbul, 2016, s. 137

[124] Tüzemen Atik, s. 17.

[125] Erim, s. 20. Karekodun sahte ve artık dolaşımda olmayan çeklerin önlenmesi amacını taşıdığına ilişkin benzer bir görüş için Yördem, Yılmaz: “6728 Sayılı Kanunla Çek Kanununda Yapılan Değişiklikler ve Karşılıksız Çek Sorunsalı”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı: 33, Yıl: 9, 2018, s. 363.

[126] Narbay / Güney, s. 50.

[127] Erim, s. 20.

[128] Pulaşlı, s. 304.

[129] Nitekim Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) kişisel verilerin, veri sahibinin rızasına aykırı olarak paylaşılması, işlenmesi veya ifşa edilmesini konu edinen pek çok suç bulunmaktadır. Bkz. TCK m.135 “Kişisel verilerin kaydedilmesi”; TCK m.136 “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”; TCK m.137 “Nitelikli haller” ve TCK m.138 “Verileri yok etmeme”.

[130] Tebliğ’in 4(2). maddesine göre “Karekodlu çek raporunda, Sistem İşleticisi tarafından birinci fıkrada yer verilen bilgiler kullanılarak farklı hesaplamalar yapılması suretiyle türetilen bilgilere, ilgili kanunlarda aleni oldukları hükme bağlanan ve paylaşılması rıza gerektirmeyen bilgilere ve çek hesabı sahibi ya da ciranta tarafından üçüncü kişilerin erişimine açılmasına yazılı olarak onay verilen diğer bilgilere yer verilebilir”. Bu kapsamda örneğin yukarıda incelenen düzenleyene ait “Çek Endeksi” puanı, TTK ya da Tebliğ’de açıkça sayılmamasına rağmen bu madde kapsamında karekodlu çek raporlarında yer almaktadır.

[131] Konuyla ilgili olarak öğretide amaçla ölçülük tartışması yapılması yerine, karekodla paylaşılan bilgilerden doğabilecek birtakım sorunlar dile getirilmektedir. Bkz. Narbay / Güney, s. 58 “…çek hesabı sahibine ait TTK m.780/2’de sayılan bilgilerin kişisel veri olarak değerlendirilmesi ve bu kişisel verilerin üçüncü kişiler tarafından kötüye kullanılması, özellikle çek hesabı sahibinin piyasada çek raporu notu dolayısıyla tanınması, çek hesabı sahibinin kendi rızası dışında üçüncü kişilerde ekonomik açıdan olumlu veya olumsuz bir intiba bırakması, çek hesabı sahibine ait bilgilerin haksız rekabete varacak ölçüde üçüncü kişilerce kullanılması, şüphesiz ki ilgili düzenlemenin uygulamada ortaya çıkarabileceği çok ciddi sorunlar olarak karşımızda durmaktadır.”

Av. Aytül ÖZKAN

Karekodlu Çek

ÇEK VE ÇEKİN ŞEKLİ ŞARTLARI GENEL OLARAK Hukuki niteliği gereği bir ödeme aracı olan çek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 780 ila 823. maddeleri